Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/12552 E. 2010/13682 K. 09.12.2010 T.
Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 08:48
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12552
KARAR NO : 2010/13682
KARAR TARİHİ : 09.12.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.12.2008 gününde verilen dilekçe ile tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, kesinleşen kadastro tutanağı uyarınca tescil istemine ilişkindir.
Davalı ..., davada pasif dava ehliyeti olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, 821 ada 49 parsel sayılı taşınmazın tapuya tescili talebinden kaynaklanmaktadır. Kadastro tutanağının incelenmesinden; 51.85 m2 yüzölçümündeki çekişmeli taşınmazın kuyu ve arsa vasfıyla davacı ... adına tahdit işleminin yapıldığı, tutanağın 10.09.1964-11.11.1964 tarihleri arasında askı ilanına çıkartıldığı, 30 günlük askı ilan süresi içerisinde dava açılmayan kadastro tutanağının 11.11.1964 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12.maddesinin ilk ve ikinci fıkralarında; dava açılmadan kesinleşen kadastro tutanakları hakkında ne gibi işlem yapılacağı gösterilmiştir. Buna göre, 30 günlük ilan süresi geçtikten sonra dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir. Bundan sonra, kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar, kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç üç ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir. Görülüyor ki, kesinleşen tutanaklar hakkında tapu kütüğüne tescil işlemi idarenin yapması gereken bir iştir. Bunun için ayrıca dava yoluna başvurulması gerekmez. Başka bir anlatımla, davanın açılmasında davacı idarenin hukuki yararı yoktur.
Mahkemece, yapılan bu saptamalara göre istemin hukuku yarar yokluğu nedeniyle reddi yerine, hüküm altına alınması doğru olmamıştır.Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.