Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/12593 E. 2010/13556 K. 06.12.2010 T.

Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 08:13


YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12593
KARAR NO : 2010/13556
KARAR TARİHİ : 06.12.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.09.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 21.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Davalı, davacı babasının ileride dava konusu taşınmazın mülkiyetinin geçireceği vaadinde bulunduğunu, bu vaat sebebiyle dava konusu taşınmazdan yararlandığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının davacıya yönelttiği yemin kabul edilmediğinden, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık, tapuda bahçeli kargir ev vasfıyla davacı adına kayıtlı bulunan 33 ada 4 sayılı parseldeki 1.katta mevcut bağımsız bölüme ilişkindir. Taraflar arasında, yöntemince düzenlenmiş ve davacıyı bağlayacak bir kira sözleşmesi bulunmadığından, çekişmenin mülkiyet hakkına dair Türk Medeni Kanununun hükümleri çerçevesinde giderilmesi gerekir. Gerçekten, Türk Medeni Kanununun 683.maddesine göre malik, kural olarak o şeyi dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Eğer, malını haksız olarak üçüncü kişi ele geçirmişse, her türlü haksız elatmanın önlenmesini dava edebilir. Nitekim, davacı 30.05.2007 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarda, taşınmazı davalının kullanmasına gösterdiği iradeyi kaldırmış ve davalının taşınmazdan tahliyesini talep etmiştir. Mülkiyet hakkının varlığını ve daha önce mevcut yararlandırma iradesini kaldırdığını davalıya bildirmiş olan davacının ayrıca başka bir savunmayı kanıtlaması gerekmez. Kaldı ki, tapu kaydına karşı her türlü savunmanın resmi biçim koşuluna uyularak kanıtlanması gerekir. Kısaca, dava tapu kaydı ve 30.05.2007 tarihli ihtarname ile kanıtlandığından, HUMK’nun 354.maddesi uyarınca davacıya ayrıca yemin teklif edilmesine lüzum yoktur.
Mahkemece, bu saptama bir yana bırakılarak orta yerde davacının kanıtlaması gereken aksine bir delil varmış gibi istemin reddi doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.