Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/12596 E. 2010/13557 K. 06.12.2010 T.
Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 08:30
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12596
KARAR NO : 2010/13557
KARAR TARİHİ : 06.12.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 07.10.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 104 ada 66 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalı şirketin bu yere santral koyduğunu ve burayı kullanmasına engel olduğunu, haksız elatmanın kal suretiyle önlenmesini ve 3 yıllık ecrimisil tutarı 2.700,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taşınmazı dava dışı köyün göstermesi üzerine kullandıklarını, kaldı ki Aralık 2009 ayında santrali kaldırdıklarını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Çekişme konusu taşınmaz, tapuda davacı adına kayıtlıdır. Türk Medeni Kanununun 683.maddesi uyarınca bir şeye malik olan kimse, yasal sınırlamalar dışında o şeyi dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Eğer malına üçüncü bir kişi haksız elatmışsa, her türlü haksız elatmanın önlenmesini dava edebilir. Görülüyor ki, davadaki istemin dayanağı anılan hükümdür. Davanın 07.10.2009 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı ise 10.12.2009 tarihli cevap dilekçesinde taşınmazdaki el koymanın Kasım 2009 tarihinde kaldırıldığını bildirmiştir. Haksız elatma, davanın açıldığı tarihten daha sonra ortadan kaldırıldığından dava konusuz kalmış sayılır. Mahkemece, yukarıda yapılan saptama dikkate alınarak “elatmanın önlenmesi istemi açısından konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına” dair hüküm kurulması yerine, sonuçları tamamen ayrı olan “davanın reddine” dair hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Diğer taraftan ecrimisil, eşyanın haksız yararlanılması sebebiyle malikin kullanmasını engelleyen diğer taraftan istenebilecek en az kira bedelidir. Davacıya imkan sağlanarak, ecrimisil isteminin de incelenmesi gerekirken, taşınmaza dava dışı köyün göstermesi sebebiyle el konulduğundan söz edilerek bu istemin de eksik inceleme ve araştırmayla reddi de isabetli değildir.
Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 06.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.