Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/12883 E. 2010/12771 K. 23.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12883
KARAR NO : 2010/12771
KARAR TARİHİ : 23.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.07.2004 gününde ve müdahil Hazine tarafından 24.05.2005 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine müdahil Hazinenin isteminin kabulüne dair verilen 28.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mülkiyet hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile açılmıştır.
Davaya müdahil olarak katılan Hazine, taşınmazın yayla olduğunu ileri sürerek çekişmeli taşınmaza ait tapu kaydının iptali ve özel siciline bu niteliği ile işlenmesi isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının reddine, müdahil Hazinenin isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü davacı … İdaresi temyiz etmiştir.
Hüküm tarihinden sonra 14.3.2009 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanunun 2.maddesi hükmünce 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12.maddesinin 3.fıkrasına “Bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” cümlesi eklenmiştir. Aynı yasanın 3. maddesi ile de 3402 sayılı Kadastro Yasasına geçici 10.madde eklenerek bu madde hükmü ile de az yukarıya metni alınan 12/3 maddesinin son cümlesi hükmünün yürürlük tarihi olan 14.3.2009 tarihinden önce açılan ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda da uygulanacağı öngörülmüştür.
Getirilen yasal değişiklik, yargı yoluna başvurmada hak düşürücü sürenin yeniden düzenlenmesine ilişkin olup, yargılamanın her safhasında göz önünde tutulması gereken zorunlu hükümlerdendir. Mahkemece dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tutanağı, dayanağı belgeler ve varsa dosyalarda getirtilmek suretiyle bu husus değerlendirilmeksizin karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ayrıca, somut uyuşmazlığın çözümü için mahkemece, vakfın mukataalı veya icareteynli vakıflardan olup olmadığının veya miri arazilerde mukataalı hayrata tahsis edilmeyen ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekir.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu ayrı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba yada şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığının keşfen incelenmesi, taşınmazın konumunun düzenlenecek paftada kadim köy ve kasaba yada şehirlere göre haritasında işaret edilmesi, vakfın niteliği hakkında bu belirlemeden sonra görüş bildirilmesi zorunludur.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır. Öte yandan mahkemece, mahallinde sadece fen bilirkişisinin katılımı sonucu düzenlenen rapor ile Dairemiz ve Yargıtay’ın çeşitli daire kararlarına atıf yapılmak suretiyle dava konusu taşınmazın maruf ve meşhur Kızıldağ Yaylası sınırları içerisinde olduğu gerekçesi ile müdahilin isteminin kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve dayanılan gerekçe hüküm kurmaya yeterli değildir. Belirtilen nedenle mahkemece yapılacak iş; vakıflara ait tapu kaydı ilk tesisinden itibaren getirtilmeli, vakıf durumunu gösterir kayıtlar ve dayanılan diğer belgeler merciinden istenmeli, HUMK’nun 275. maddesi uyarınca yukarıdan beri sayılan ilkeleri kapsar biçimde bilirkişi görüşüne başvurulmalı, vakfın niteliği saptandıktan sonra konusunda uzman olan kişiler arasından seçilecek orman mühendisi, ziraat mühendisi ve fen bilirkişinin katılımı ile mahallinde keşif yapılarak, memleket haritası, orman kadastro tutanakları da uygulanmak ve krokisinde de işaret edilmek suretiyle taşınmazın niteliği yönünden denetime elverişli raporlar ile saptanmalı, dava konusu taşınmaza ilişkin tutanak ve varsa dayanağı tüm belgeler de getirtilerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır.
Tüm bu hususlar gözetilmeksizin verilen karar doğru olmadığından bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı … Müdürlüğünün temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 22.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.