Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/13129 E. 2010/14117 K. 16.12.2010 T.
Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 13:09
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13129
KARAR NO : 2010/14117
KARAR TARİHİ : 16.12.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.04.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 17.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 177 ada 38 parsel, 179 ada 46 parsel, 179 ada 92 parsel, 174 ada 16 parsel ve 176 ada 12 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında yer alan "... ..." şeklindeki kaydın "..... ..." olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın 177 ada 38 parsel, 179 ada 46 parsel ve 179 ada 92 parsel sayılı taşınmazlar bakımından kabulüne, 174 ada 16 parsel ve 176 ada 12 parseller bakımından reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava konusu yapılan taşınmazların, tapu kayıtlarının oluşumuna esas teşkil eden tapulama tutanaklarının "mülkiyet" başlıklı bölümünün incelenmesinden, taşınmazların "... ..." adına tespitlerinin yapıldığı, ...'ın 01.02.1956 doğumlu olup, Cilt Numarasının 44, Sahife Numarasının 4, T.C. Kimlik Numarasının ise ..... olduğu, Aşağıkurtoğlu Köyünde ikamet ettiği anlaşılmıştır. Dosya arasındaki nüfus kayıtları tetkik edildiğinde; aynı kimlik bilgilerine sahip "... ..." isimli şahsın yaşadığı anlaşılmıştır. Yani, tapu kayıtlarına esas teşkil
eden tapulama tutanakları ile bire bir örtüşen nüfus kaydı mevcuttur. Dava konusu edilen taşınmazların davacının nüfusa kayıtlı olduğu köyde bulunmasının bu anlamda bir önemi yoktur. Davacının nüfus kaydı incelendiğinde; kabul kararının mülkiyet nakline yol açabileceği sabit olduğundan, davacının tüm taleplerinin reddi yerine bazı parseller yönünden davanın kabul edilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.