Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/13169 E. 2011/1739 K. 15.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13169
KARAR NO : 2011/1739
KARAR TARİHİ : 15.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.09.2006 gününde verilen dilekçe ile ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil, karşı davacılar…e …tarafından verilen 26.10.2006 tarihli dilekçe ile de sözleşmenin iptali, tescil olmadığı takdirde tenkis istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine, karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 22.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili ile duruşmasız olarak davacı ve karşı davacılar tarafından istenilmekle, tayin olunan 15.02.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … vekili Av…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Bakım alacaklısı mirasçıları sözleşmenin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığını, tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığını, açılan davanın reddini ve karşı davada ise muvazaalı şekilde düzenlenmiş olması nedeniyle 02.06.2005 ile 19.04.2006 tarihinde düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, davayı kabul ettiklerinden davalılardan … ve … aleyhlerine açılan davanın kabulüne, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine, asıl davada sorun çözülmüş olduğundan karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmü davacı …, davalılardan …ve…. temyiz etmiştir.
Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflara hak ve borçlar yükleyen sözleşmelerden olup, bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir.
Bakım borçlusunun bakıp gözetme yükümlülüğü aksi kararlaştırılmadığı sürece, bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp konut temini, besleme-giydirme, hastalığında tedavi, manevi yönden de her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri kapsar. Bu görevlerin yerine getirilmesi halinde ölünceye kadar bakım sözleşmeleri taraflarına kişisel hak sağladığı için tapu iptali ve tescil davasını, bakım borçlusu ya da onun külli halefleri bakım alacaklısının mirasçılarına karşı açabilirler.
Kuşkusuz, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir.
Kısaca ifade etmek gerekirse, muvazaa irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürülmüşse, mahkemece dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının Borçlar Kanununun 18. maddesi hükmünden yararlanarak açıklığa kavuşturulması gerekir. Zira bu gibi durumlarda ölünceye kadar bakım sözleşmesinin ivazlı olarak (bedel karşılığı) değil de bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilmelidir.
Somut olaya gelince;
Davalıların miras bırakanı … sözleşmelerin yapıldığı tarihlerde 60 yaşlarındadır. Tüm dosya içeriğinden bakım ihtiyacı içerisinde olmadığı, yaşamını torunu olan davacı … ile geçirdiği, elinde kalan malvarlığının çekişme konusu 7118 ada 1 parsel ve 1593 sayılı parseldeki 2 no’lu bağımsız bölüm ile dava konusu yapılmayan 237 ada 136 sayılı parseldeki hissesinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Görülüyor ki, muris malvarlığının önemli bir kısmını davacı ile birlikte yaşadığı dönemde ve sağlığında elinden çıkartmış, kalan son malvarlığı için bakım ihtiyacı olmadığı halde torunu olan davacı … ile ayrı ayrı ölünceye kadar bakma sözleşmeleri düzenlemiştir. Yapılan bu saptamalar ölünceye kadar bakım sözleşmelerinin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığını göstermektedir. Mahkemece bu olgular gözetilmek suretiyle asıl davanın reddedilmiş olunmasında yasaya bir aykırılık bulunmadığından davacı … ile davalılardan …’in temyiz itirazlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
Davalılar …ve …’un temyiz itirazlarına gelince;
Karşı davada 2.6.2005 ve 19.4.2006 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin iptali talep edilmiştir. Anılan sözleşmelerin iptalini talepte bakım alacaklısı mirasçılarının hukuki yararı bulunmaktadır. Asıl davanın reddedilmiş olması sözleşmelerin iptali davasını da çözmez. Bu bakımdan karşı dava konusu talepler hakkında da HUMK’nun 72. ve 74. maddeleri gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken davayı çözümsüz bırakacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın hükmü temyiz edenlerden Gülay Yılmazkaya ve M.Tülay Aytok yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan harçların yatıranlara iadesine, 15.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.