Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/13282 E. 2010/14258 K. 17.12.2010 T.

Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 13:13


YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13282
KARAR NO : 2010/14258
KARAR TARİHİ : 17.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Müdahil davacılar ... vd vekili ve müdahil ... tarafından,davalılar aleyhine 22.12.2003 ve 13.09.2004 gününde verilen harçlandırılmış dilekçeler ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacılar ... vd davasının kısmen kabulüne, diğer müdahil ...'ın davasının reddine dair verilen 30.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ... vd vekili ile davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Dava, 21.10.1987 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Davaya asli müdahil olarak katılan ..., 16.02.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, asli müdahil ...’ın davasının reddine, asıl davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar ile davalılar temyiz etmiştir.
1-Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden; 74800 m2 yüzölçümündeki 315 sayılı parselin 15.04.2008 tarihinde tapuya 11/16 payının ..., 4/16 payının ... .... ve 1/16 payının ... adlarına tescil edildiği görülmektedir. Kadastro tutanağının edinme sütununda da taşınmazın paylı mülkiyet rejimine bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Davada dayanılan 21.10.1987 tarihli satış vaadi sözleşmesinin konusu ise “… 74.800 m2 olup, bu miktarın içerisinde 17.800 m2’sini yani doğusu: mirasçılardan ..., batısı: Şıh ... Bozan, güneyi: Şıh ... Bozan ve kuzeyi: yol ile çevrili olan toplam 17.800 m2’lik bağ ve fıstık bahçesindeki bizim hisselerimize isabet eden yani bu gayrimenkuldeki hisselerimizden taraflarını belirttiğimiz ve yukarıda miktarını belirttiğimiz gayrimenkulü …” olarak gösterilmiştir. Görülüyor ki, satış vaadi 74.800 m2 yüzölçümündeki bir taşınmazın muayyen bir bölümü için düzenlenmiş, sözleşmede bu bölümün tarifi yapılmıştır. Satış vaadi sözleşmesini, vaat borçlusu olarak tapu maliklerinden ... ile ... imzalamış, kayıt maliklerinden ... .... ise satış vaadi sözleşmesine taraf olmamıştır.
Türk Medeni Kanununun 688.maddesinde, paylı mülkiyet “birden çok kimsenin maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına, belli paylarla malik olmaları” şeklinde ifade edilmiştir. Bu tanıma göre paylı mülkiyetin söz konusu olabilmesi için, birden fazla kişinin bir mala paylı malik bulunması ve bu malın malikleri arasında maddi olarak paylaşılmış olunmaması gerekir. Paylı mülkiyette, mülkiyet hakkına sahip birden ziyade kişi olmasına rağmen, eşya üzerinde tek bir mülkiyet hakkı mevcuttur. Eşya üzerindeki bu tek mülkiyet hakkı malikler arasında bir paylı mülkiyet birliğini meydana getirir. Her paydaş, mülkiyet hakkının belli bir payına sahip olur. Her pay diğerinden bağımsız, ayrıca tasarrufi işlemlere konu olabileceği için, kanun bazı istisnalar dışında payları taşınmaz hükmüne tabi tutmuştur. Dolayısıyla paylı mülkiyete tabi bir taşınmaz üzerindeki payın, üçüncü bir kişiye satış vaadinde bulunulması olanaklıdır.
Somut olaya gelince;
Yukarıda vurgulandığı üzere taşınmaz paylı mülkiyet rejimine tabi iken ve paylı malikler arasındaki taksim edilmemişken, taşınmazın bir kısım paylı malikleri satış vaadi sözleşmesi yapmışlar, ancak bu sözleşmeye maliklerden ... .... iştirak etmemiştir. Yine yukarıda belirtildiği gibi taşınmaz maddi olarak bölünmemiş olduğundan, o şeyin tamamında her paydaşın hakkı bulunmaktadır. Dolayısıyla, taşınmazın muayyen bir kısmının bir kısım paylı malikler tarafından satışına olanak yoktur.
3144 sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi hükmü gereğince de, şuyulandırma, Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yoluyla satılanlar hariç, imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları ve satış vaadi sözleşmeleri yapılamayacağından davanın paylı şekilde tescil suretiyle kabulüne de imkan bulunmamaktadır.
Mahkemece, bu saptamalar gözetilerek davanın reddi yerine istemin paydan pay verilmek suretiyle hüküm altına alınması doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Kabule göre de; kayıt maliklerinden ... ... sözleşmenin tarafı olmadığı halde, onun tapudaki payını etkileyecek biçimde tescil kararı verilmesi de yerinde değildir.
2-Yukarıdaki bozma nedenine göre davacıların temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2.bentte yazılı nedenlerle davacıların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.