YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1329
KARAR NO : 2010/4515
KARAR TARİHİ : 19.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.03.2007 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin men’i istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalının köy sınırları içinde dolamit madeni işletme ruhsatı aldığını, maden işletme tesisinin kurulması ile köy içme suyunun zarar göreceğini ileri sürerek davalının müdahalesinin men’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, çevre sağlığına ilişkin tedbirlerin alındığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı şirketin işletme faaliyetlerinin yasal prosedüre uygun yürütmediği ve çalışma faaliyetlerinin davacı köyün içme suyu ihtiyacını karşılayan kuyuları kirleteceği ve oluşacak toz nedeniyle köy halkının sağlığına zarar vereceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Dosya içinde mevcut Devlet Su İşleri 13.Bölge Müdürlüğünün 28.04.2004 tarihli yazısında söz konusu alanın tescil ve ilan edilmiş bir su havzası olmadığı, 28.03.2007 tarihli yazıda da ocak sahasının proje sahaları ve su havzaları dışında kaldığı bildirilmiştir. Yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında, sağlık teknisyeni Mustafa Karakaya, köyün içme ve kullanma ihtiyacını sağlayan merkez su deposunu besleyen su kaynağının kirlenmeye açık durumda olduğunu, buraya ulaşan derenin ve su kuyusunun kirlenebileceğini, jeolog Yılmaz Altın da su kaynaklarının ocak sahasında
kontrolsüz patlama yapılmasından zarar göreceğini, su kaynaklarının dere üzerinde olması nedeniyle dereye atılan atıkların su kaynaklarını kirleteceğini, 6 ayda bir su kaynaklarında kirlilik kontrolü yapılması gerektiğini açıklamışlardır.
Görülüyor ki, bilirkişilerin görüşü mevcut bir zararı değil, ileride doğabilecek zararları ifade etmektedir. Gelecekte doğması muhtemel zararlar için davalının tüm işletme faaliyetini durduracak şekilde şimdiden karar verme olanağı yoktur. Açıklanan nedenle davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 19.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.