YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13650
KARAR NO : 2010/14535
KARAR TARİHİ : 23.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.03.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 06.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, dava konusu 261 ada 5 parsel sayılı taşınmazda “… kızı …” olarak yazılan malik isminin “… kızı …” şeklinde düzeltme yapılmasını talep etmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın maliki olduğunu kanıtlayamadığından bahisle dava reddolunmuş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Kaydında düzeltme talep edilen taşınmazın kadastro tutanağı içeriğinde……’nun 1972 yılında ölümü ile karısı … kızı … ve evlatları …, ….ve …’yu terk ettiği belirtilerek bu kişiler adına verasette iştiraken tespit ve tescillerinin yapıldığının bildirilmesi ve dosyada davalı olarak gösterilen tapu kayıt maliklerinden …’nun duruşmada davacının annesi olduğunu ve babası İbrahim’in vefatı ile başkası ile evlendiği için soyadı farklı olduğunu belirtmesine rağmen tapu kayıt maliki olarak gözüken …, ….. ve …’nun anne baba ve kardeşleri gösterir nüfus kayıt örnekleri getirtilip, davacının nüfus kaydı ve tapulama tutanağı içerisindeki açıklamalar arasında irtibatı sağlayacak inceleme ve araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece tapu kayıt maliklerine ait anne, baba ve kardeşleri gösterir nüfus aile kayıt tablosu celb edilip kadastro tutanağı içeriği ile karşılaştırılıp, tüm deliller toplandıktan sonra kesin bir sonuca ulaşılamaz ise gerekirse taşınmazlar başında keşif yapılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir. Tüm bu araştırmalar yapılmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 23.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.