Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/13656 E. 2010/14678 K. 24.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13656
KARAR NO : 2010/14678
KARAR TARİHİ : 24.12.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.04.2003 gününde verilen dilekçe ile mecra irtifakı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 08.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 3686 parsel sayılı taşınmazı için davalılara ait taşınmazlardan mecra irtifakı tesisi istemiştir.
Yargılamaya katılan davalılar, davanın reddini savunmuşlar, mahkemece davalı …’ın malik ve paydaş olduğu 3681 ve 4046 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden davacı taşınmazı lehine mecra irtifakı tesisine karar verilmiş, diğer taşınmazlar yönünden ise dava reddedilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
Dava, mecra irtifakı kurulması istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca “Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.”
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalar, özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan “fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektirik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir.
Burada hemen mecra hakkı kaynağını komşuluk hukukundan aldığı hususunun üzerinde de durulması gerekir. Maddenin Kanun içerisindeki sistematik yerine bakıldığında, mecranın geçirilmesi lüzumu komşuluk ilişkisine dayanmalıdır. Komşunun mutlaka bitişik taşınmaz olması gerekmez, ancak, komşu kavramına girmeyen uzaktaki bir işletme, su, elektirik gibi ulaştırma tesisatını geçirmek için bu maddeden yararlanamaz(Oğuzman/Seliçi, Eşya Hukuku, İstanbul 1988 s.483 vd.). Bu tür işletme veya taşınmaz malikleri ancak malikle anlaşarak mecra irtifakı kurabilirler.
Somut olayda; davacı 3741 parsel içerisinde parsel maliki tarafından çıkartılan ve mahkeme gözlemine göre genel su kaynağı niteliğinde olmayan kuyudan çıkartılan su için mecra irtifakı tesisi istemiştir. Kaynağın bulunduğu taşınmaz davacı taşınmazına 350 metre mesafede olup, arada davalılara ait bir çok taşınmaz ve yol bulunmaktadır. Yukarıda da değinildiği gibi, mecra irtifakı için davacının su ihtiyacının bulunması ve bu ihtiyacını gidermek için irtifak hakkı tesis ettirmesi gerekmektedir. Her şeyden önce davacının su getireceği taşınmaz içerisinde bulunan kaynak taşınmaz malikine ait özel bir kaynaktır. Bu kaynaktan çıkan sudan davacının ihtiyacının karşılanıp karşılanmayacağı saptanmamıştır. Ayrıca, davacının taşınmazından aynı şekilde sondaj yapılarak su çıkarma olanağının bulunup bulunmadığı da araştırılmamış, diğer bir anlatımla ihtiyaç olgusu üzerinde durulmamıştır.
Diğer bir husus ise su alınacak kaynağın yeterli olması, ihtiyacın sabit bulunması halinde dahi mecranın taşınmaza kesintisiz bağlanması gerekliliğidir. Taşınmaz başında yapılan keşifte alınan bilirkişi raporuna göre; davalı taşınmazından önce yol bulunduğu, yolun altından su borularının geçmesi nedeniyle herhangi bir zararın olmadığı, diğer parsellerin de sınırında paftada yer almayan kadim arkın içinden mecranın geçirildiği nedeniyle kaynakla ihtiyaç sahibi taşınmaz arasında bağlantı kesilerek doğrudan davalı taşınmazından mecra irtifakı tesis edilmiştir.
Saptanan tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, davacının kendi taşınmazından su çıkarma olanağı araştırılmadan, ihtiyaç olgusu saptanmadan, ayrıca kullanılan kaynağın yeterliliği belirlenmeden ve kaynağın bulunduğu taşınmaz ile birlikte diğer davalılara ait taşınmazlar da atlanarak kamunun kullanımına bırakılan yoldan da geçirildikten sonra kesintisizlik ilkesi de ihlal edilerek, ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine de aykırı bir şekilde sadece davalı …’a külfet yükleyen mecra irtifakı tesisi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 24.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.