YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13675
KARAR NO : 2010/14512
KARAR TARİHİ : 23.12.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.11.2009 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin meni istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı, dava konusu yapılan hususlarda daha önce önlem alındığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiş “davalının, davacıya ait olan Kurtuluş Mahallesi 211 ada 12 numaralı parselde kayıtlı taşınmaza yönelttiği vaki elatmanın önlenmesine, bu surette davalının çatı suyu tahliye sisteminin, davacıya ait binaya zarar vermeyecek şekilde inşa edilmesine” şeklinde hüküm kurulmuştur.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir. Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” hükmü ile de malike, mülkünün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hâkim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece kurulacak hükümde zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Somut olaya gelince; yargılama aşamasında keşif yapılarak sağlanan bilirkişi raporu ve ek raporunda, davalının maliki olduğu 211 ada 1 parsel sayılı taşınmazındaki yapısına ait yağmur oluklarının tekniğine uygun yapılmadığından, davacının duvarına akmakta olup, davacının duvarında nemlenme oluşturduğu saptanmıştır. Kısaca, olayda zarar unsuru gerçekleşmiştir.
Ancak, kurulan hüküm infazda tereddüt yarattığından, HUMK’nun 388. ve 389.maddelerine uygun düşmemektedir. Mahkemece yapılması gereken iş, yukarıda belirtildiği üzere zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraflara yüklenecek edimlerin ne olduğunun bilirkişiden alınacak ek raporla saptanması, buna uygun olarak HUMK’nun 388. ve 389.maddelerine göre bir hüküm kurulması olmalıdır.
Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan, çekişmeyi ortada bırakacak ve infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 23.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.