YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13982
KARAR NO : 2011/2102
KARAR TARİHİ : 22.02.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.02.2003 ve birleştirilen davada 07.07.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, tazminat istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; dava ve birleşen davada tescil isteminin reddine, sözleşmenin feshine, tazminat isteğinin kabulüne dair verilen 26.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 15.02.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Av…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, davalı arsa maliki … ile yüklenici … arasında 27.04.1998 tarihinde düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince 1220 ada 8 numaralı parselde inşa edilmekte olan binadaki 600/2100 hisseyi 18.06.1998 tarihinde düzenlenen taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, yüklenici ile haricen düzenlenen sözleşmelerde bu hisseye tekabül eden dairelerin 4.normal kat, 5.normal kat ve çatı katı olarak belirlendiğini, 12.000,00 TL satış bedelinin 6.000,00 TL’sinin peşin olarak ödendiğini belirterek satış vaadi sözleşmesine konu 600/2100 hisseden 300/2100 hissenin adına tescili, peşin ödenen bedelden 4 no’lu daireye isabet edecek hissenin yarısının adına tescili, mümkün olmadığı takdirde bu daire için ödenen bedelin 1/2 hissesinden dava tarihindeki değerine göre fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 16.500,00 TL’nin faizi ile birlikte yükleniciden tahsili, inşaatın süresinde teslim edilmemesi nedeniyle kira kaybı karşılığı olarak 4.300,00 TL’nin faiziyle birlikte tahsili, imara aykırı olduğu belirtilen
5.kat ve çatı katı için ödenen 4.300 USD’nın faizi ile birlikte tahsili isteğinde bulunmuştur.
Birleştirilen dosyada davacı …, davacı … ile aynı sözleşmelere dayandıklarını belirterek yüklenici tarafından kendisine teslim edilen 3.kat dairenin adına tescili, ayrıca sözleşmeden doğan kira kaybından kaynaklanan zararı nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 500,00 TL manevi tazminatın tahsili isteğinde bulunmuştur.
Davalı arsa maliki, yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediği gibi ruhsata aykırı kaçak kat inşa ettiğini, davacının tescil isteğinin koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı yüklenici, davacılar tarafından 4.000,00 TL peşin ve ayrıca 4.300 USD ödendiğini, davacıların sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, ödenen bedel karşılığı olarak davacılardan …’ye 3.katta bulunan dairenin teslim edildiğini, Naile’nin tazminat isteğinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, … aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davacıların dava ve birleşen davada yüklenici aleyhine açtıkları davanın kısmen kabulü ile 18.06.1998 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin feshine, dava konusu bağımsız bölümün rayiç değeri olan 30.000,00 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte yükleniciden tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, asıl ve birleşen davanın davacıları temyiz etmiştir.
Gerek asıl gerekse birleşen davada, yüklenicinin yaptığı temlik işlemine dayanılmıştır. Bu gibi davalarda, temlik işleminin varlığının yükleniciye, alacağı hak kazanıldığının ispati ise arsa sahibine karşı yapılacağından, yüklenici ile arsa sahibi arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Dolayısıyla, arsa sahibine de husumet yöneltilmesi gerektiğinden, arsa sahibi … pasif dava ehliyetine sahiptir. Mahkemece bu olgu bir yana bırakılarak, arsa sahibi hakkında açılan davanın husumet noktasından reddi doğru olmamıştır.
HUMK’nun 74.maddesi uyarınca, kanunun gösterdiği ayrık durumlar haricinde hakim, iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm kuramaz. Usul hukukunda bu kurala “taleple bağlılık kuralı” denilmektedir. Mahkemece değinilen yasa kuralı bir yana bırakılarak, asıl ve birleşen davada sözleşmenin feshine dair bir istek olmadığı halde 18.06.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesinin feshine karar verilmesi usule esasta aykırılık teşkil eder.
Bir dava, herhangi bir nedenle başka bir davayla birleştirilmiş olunsa da, bağımsız dava özelliğini korur. Dolayısıyla, asıl ve birleştirilen davalar için ayrı ayrı hüküm tesisi gerekir. Mahkemenin, bu saptamayı da bir yana bırakarak, her iki dava yönünden tek bir hüküm kurması açıklanan nedenle yanlıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş, davalı arsa sahibi … mirasçılarına husumet yöneltilmesi gerektiğini gözeterek ve 18.06.1998 tarihli sözleşmenin feshine dair bir talep olmadığı da dikkate alınarak her iki dava yönünden de işin esasını incelemek suretiyle hüküm kurmak olmalıdır.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, 825,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 22.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.