Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/14222 E. 2011/429 K. 20.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14222
KARAR NO : 2011/429
KARAR TARİHİ : 20.01.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 01.02.2010 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı Kanunun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.09.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kadastro müdürlüğünün 30.12.2009 tarihli işlemi ile 3013 parsel sayılı taşınmazında Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca düzeltme yapıldığı, bu düzeltme ile taşınmazın miktarının azaldığını ileri sürerek işlemin iptalini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Davanın reddine dair verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata
2010/14222-2011/429
sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir. 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Somut olayda, kadastro müdürlüğünün 30.12.2009 tarihli işlemi ile … parsel sayılı taşınmaz ile …, … ve … parsel sayılı taşınmazların ortak sınırlarında sınır noktalarının paftasına hatalı tersim edildiği belirtilmek suretiyle düzeltme yapılmış, yapılan düzeltme sonucu davacılara ait taşınmazın 572 m2. olan yüzölçümü 483.90 m2 olarak değiştirilmiştir. Yapılan düzeltme işleminin dayanağı olan bilirkişi raporunda hatalı tersimatın hangi noktalarda olduğu tespit edilmediği gibi mahkemece yapılan keşifte taşınmazlara ilişkin orjinal ölçü değerleri fiilen kullanılan sınırlar ve pafta sınırlarının farklı olduğu saptanmıştır. Kısaca söylemek gerekirse düzeltme işleminin dayanağı olan rapor ve keşifte alınan bilirkişi raporları birbirini doğrulamamakta, işlemin yerindeliği işlemin dayanağı raporda dahi denetlenememektedir. Bu durumda mahkemece işlemin iptaline karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 20.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.