YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15089
KARAR NO : 2011/1942
KARAR TARİHİ : 17.02.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 21.09.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, lehine yargı kararı bulunan dava konusu taşınmaza davalı belediyenin kazı çalışmaları yaparak elattığını, elatmanın hiçbir haklı bir nedeni olmadığını, yersiz elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
Gerçekten, dosyada yer alan Kabadüz Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/10-16 sayılı dava dosyasının incelenmesinden; davacının vergi kaydı ile zilyet bulunduğu taşınmaza bazı şahısların haksız elatmaları nedeniyle dava açtığı, açtığı bu davanın lehine sonuçlandığı ve hükmün Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği görülmektedir. Davada, kesinleşen bu yargı kararına dayanılarak davalı belediyenin elatmasının önlenmesi talep edilmiştir. Ancak, anılan davada eldeki davanın davalısı belediyenin taraf durumunu almadığı anlaşılmaktadır. Kısaca, HUMK’nun 237.maddesinde hükme bağlanan kesin hüküm olgusu, davalı … bakımından gerçekleşmemiştir. Böyle olunca, davacı lehine olan karar belediyeyi bağlamaz.
Diğer taraftan, dosyada mevcut Ahmet Baki imzalı krokide dava konusu edilen taşınmaz … ile boyanmış olup, çekişmeli yerin 349 ada 39 sayılı parselin çapı içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır. Tapu kaydının incelenmesinden ise, malikinin davalı … olduğu görülmektedir. Başka bir deyişle belediye, çekişmeli taşınmazın tapu kayıt malikidir. Belediyenin maliki olduğu kaydın iptali sağlanmadan, mülkiyet hakkı sahibini taşınmazından el çektirilmesi olanaklı değildir.
Ne var ki, mahkemece yapılan araştırma ve uygulama yeterli bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılması gereken iş, yukarıda yapılan saptamaların denetimi için yerinde yeniden keşif yapmak, çekişmeli taşınmaz malikinin kim olduğunu kesin biçimde tespit etmek, şayet taşınmaz belediye adına kayıtlı bir yer ise, kaydın iptali sağlanmadan mülkiyet hakkı sahibinin elatması haksız kabul edilemeyeceğinden ve yukarıda belirtilen mahkeme ilamı o davada taraf olmayan belediyeyi bağlamayacağından bütün bunların sonucuna uygun bir hüküm kurmak olmalıdır.
Değinilen yönler bir yana bırakılarak, orta yerde kesin hüküm varmış gibi yazılı olduğu şekilde davanın kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıra iadesin8e, 17.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.