YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15095
KARAR NO : 2011/1016
KARAR TARİHİ : 01.02.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 03.05.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.07.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 101 ada 68 ve 70 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu ve 101 ada 70 parsel sayılı taşınmazına geçebilmek için davalı taşınmazlarından geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 101 ada 70 parsel sayılı taşınmaz lehine 73 ve 74 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde geçit tesisine karar verilmiştir.
Hükmü, bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Davacının maliki olduğu 101 ada 68 ve 70 sayılı parsellerin yola bağlantısı bulunmadığı, mutlak geçit ihtiyacı içerisinde olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Davacı 70 parsel sayılı taşınmazı yararına geçit hakkı kurulmasını istediğinden, talebi doğrultusunda 31.12.2008 tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokisinde 2 no’lu güzergahtan geçit tesisine karar verilmiş ise de; Sümbül Dede Yolundan itibaren davalı 74 ve 73 parsel sayılı taşınmazlardan geçilip davacının 68 parsel sayılı taşınmazına ulaşılıp geçidin 70 parsel sayılı taşınmaza kadar devam ettirilmediği görülmekle; 70 parsel sayılı taşınmaz için 68 parsel sayılı taşınmaz ile akdi irtifak kurulmak üzere davacıya süre verilmelidir.
2-Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Davamızda hükme esas alınan 31.12.2008 tarihli bilirkişi raporuna göre; 70 parsel sayılı taşınmaz lehine 73 ve 74 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit kurulacağı kabul edilmiş ise de; bu taşınmazların doğu sınırında bulunan 66 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün daha büyük olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda 73 ve 74 parsel sayılı taşınmazlar aleyhine geçit kurulması fedakarlığın denkleştirilmesi prensibine uygun değildir. Davacıya ait 70 sayılı parsel yararına, 68 sayılı parsele kadar olan kısımdan, yüzölçümü 73 ve 74 parsel sayılı taşınmazlardan çok daha fazla olan 66 parsel üzerinden ve 68 parsel sayılı taşınmaza bağlandıktan sonra ise 68 parsel sayılı taşınmazdan 70 parsel sayılı taşınmaz lehine akti irtifak tesis edilmesi gerektiği değerlendirilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.Bu nedenle, davanın niteliği dikkate alınarak tarafların istemleri ile bağlı kalmaksızın geçit ihtiyacı içerisindeki taşınmaza komşu 66 parsel sayılı taşınmaz malikleri hakkında dava açılarak eldeki dava ile birleştirilmelidir.
3-Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
4-Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılacağından, yargılama giderlerinin davalılardan tahsili ve davacı yararına vekalet ücreti takdiri yönünde hüküm kurulması yerinde değildir.
Mahkemece bu hususların gözardı edilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 01.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.