Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/15174 E. 2011/1426 K. 10.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15174
KARAR NO : 2011/1426
KARAR TARİHİ : 10.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.2.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 31.3.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Hazine, kadastro çalışmaları sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalılar adına tescil edilen Çatalören Köyü 101 ada 110 ve 111, 106 ada 20 ve 21, 110 ada 41 sayılı parsellerin mera olduğunu, özel mülkiyete konu teşkil etmeyeceğini belirterek kayıtlarının iptali ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, taşınmazların özel mülkiyete konu teşkil ettiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı Hazine temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan kadastro tutanaklarından 101 ada 110 ve 111, 110 ada 41 sayılı parsellerin “tarla”, 106 ada 201 ve 21 sayılı parsellerin ise “…” niteliği ile davalılar adına tescil edildiği, 101 ada 110 ve 111 parselin 142 mera parseli olarak ve 110 ada 41, 106 ada 20 ve 21 parsellerin ise 51 parsel olarak ve mera niteliği ile sınırlandırılan taşınmazların içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır. Ziraatçı bilirkişinin düzenlediği rapordan ise; dava konusu parsellerin bir kısmının … niteliğinde ve … bitkilerinin yem olarak kullanılması maksadıyla davalılar tarafından tasarruf edildiğinin bildirildiği görülmektedir. 4342 sayılı Mera Kanununun 3. maddesinde yapılan tarife göre …; taban suyunun yüksek bulunduğu veya sulanabilen yerlerde biçilmeye elverişli yem üretilen ve genellikle kuru ot üretimi için kullanılan yerlerdir. … nitelikli bir yerin aynı zamanda mera özelliği taşıyabileceği kuşkusuzdur. Nitekim; anılan kanunun 3. maddesi (i) bendinde …, mera, yaylak ve kışlak arazisinin sınırlandırmaya tabi olduğu kabul edilmiştir. Her ne kadar bir yerin … olması mutlak suretle zilyetlikle kazanmaya elverişli olmadığının kabulünü gerektirmez ise de bu yerin özellikleri ve kullanma biçimi, özellikle de taşınmazın mera niteliği ile sınırlandırılan parsel içinde kalması mera bütünlüğünü bozacağından o yerin meradan açıldığını ve zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğunu gösterebilir. Ne var ki; mahkemece bu konuda yapılan inceleme ve araştırma ile bilirkişi raporu yeterli değildir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; taşınmazın mera olarak sınırlandırılan 101 ada 142 sayılı ve 106 ada 51 sayılı parsellerin sınırları içerisinde kaldığı gözetilerek dava konusu parsellerin özelliği ve bu özelliğinden dolayı mera parselinin bütünlüğünü bozup bozmadığını yerinde yeniden keşif yaparak incelemek, konusunda uzman olan bilirkişilerden bu konuda ayrıntılı ve gerekçeli rapor almak, HUMK’nun 366. maddesinden yararlanmak suretiyle keşif yerinde çekişmeli taşınmazları fotoğrafla tespit etmek ve bunun sonucuna uygun bir hüküm kurmak olmalıdır.
Eksik inceleme ve araştırmayla davanın yazılı olduğu şekilde hükme bağlanması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.