Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/2621 E. 2010/8544 K. 26.07.2010 T.

Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 08:52


YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2621
KARAR NO : 2010/8544
KARAR TARİHİ : 26.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.06.2005 gününde verilen dilekçe ile irtifak bedelinin tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08.10.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı, ... Milli Parkı Oteller Bölgesinde bulunan dava konusu araziyi turizim amaçlı olarak davalıya tahsis ettiklerini, Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca davacının 36.903,09 TL arazi tahsis bedeli, 39.857,80 TL de gayri safi yıllık gelirin %2'si oranındaki payı için eksik ödeme nedeniyle borcu bulunduğunu ileri sürerek bedellerin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usuli Hakkındaki Kanuna göre hesaplanacak gecikme faizi ve KDV'si ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı, işletmenin 10 yılı aşkındır faaliyette bulunduğunu, yeni işletme gibi arazi tahsis bedeli istenemeyeceğini, idareye gayri safi gelir üzerinden ödeme yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraf iddia ve savunmaları ve kanıtlara değinildikten sonra 22.07.2008 tarihli raporu göre, 57.695,13 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmişlerdir.
Dava, 6831 sayılı Orman Kanununun 17.maddesi uyarınca turizm amaçlı olarak tahsis edilen arazi için tahsis bedeli ve gayri safi gelirden %2 pay istemine ilişkindir.
Bilindiği gibi, 6831 sayılı Orman Kanununun 17.maddesi Anayasa Mahkemesince 17.02.2002 tarihinde iptal edilmeden önce orman arazilerinin turizm yatırımlarını gerçekleştirmek amacıyla tahsisi olanağı bulunmaktaydı. Tahsis kararı ve hak sahibinden alınan taahhütname hükümlerine göre arazinin kullanım koşulları ile tarafların hak ve yükümlülükleri belirlenmekteydi. Orman Bakanlığı 07.02.1988 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan "6831 sayılı Orman Kanununun 16, 17, 18 ve 115 maddeleri gereğince yapılacak Arazi Tahsisleri ve Verilecek İzinlere Ait Yönetmelik" daha sonra da bu yönetmeliği yürürlükten kaldıran 05.04.1995 tarihli 22249 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Orman Arazilerinin Tahsisi Hakkındaki Yönetmelik" ve son olarak da 05.04.1995 tarihli Yönetmeliği de yürürlükten kaldıran 22.03.2007 tarihli, 26470 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Orman Sayılan Alanlarda verilecek izinler Hakkındaki Yönetmelik" ile tahsis edilen arazilerden alınacak bedelleri düzenlemiştir.
Somut olayda davacı idare, 1995-2000 döneminde ödenmesi gereken yeni yönetmeliğe göre belirlenen arazi tahsis bedeli farkı ile, 2000-2004 döneminde arazi tahsis bedeli ve gayri safi hasılat paylarını istediği için, istem döneminde yürürlükte bulunan 05.04.1995 tarihli yönetmelik hükümlerine göre arazi tahsis bedeli ve gayri safi hasılat paylarından ne anlamak gerektiği ve davalının svunmasında da belirttiği gibi bu bedellerin her yıl ayrı ayrı ödenmesi gereken bedeller olup olmadığı hususları irdelenmelidir.
Arazi tahsis bedeli ve gayri safi hasılat payı Yönetmeliğin 52.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1.fıkrası "Turizim yatırımları için verilecek izinlerde; ilk yıl arazi tahsis bedeli, proje maliyet bedelinin binde beşidir (%05). İlk yıl bedeli taahhüt sözleşmesi imzalanmadan yatırılır. Takip eden yıllara ait tahsis bedeli, bir önceki yıl bedelinin deflatör katsayısı ile çarpımı suretiyle tespit edilerek her yıl Eylül ayında tahsil edilir" şeklindedir. Anılan maddeye göre davacı idare tahsis ettiği arazi için arazi üzerine yapılacak tesisin proje maliyet bedeli üzerinden binde beş(%05) oranında arazi tahsis bedeli alacaktır. Ancak, bu bedelin tahsis süresince devam edip etmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Diğer bir ifade ile 52.maddenin 3.fıkrasında yer alan gayri safi hasılattan alınacak paydan ayrı olarak arazi tahsis bedelinin de tesisin işletmeye açılmasından sonra da her yıl ödenip ödenmeyeceği sorusu cevaplanmalıdır. 52.maddenin 3.fıkrası hükmü "izin süresince yapılan yatırımın işletmeye geçtiği tarihten başlamak üzere tahsis olunan arazi üzerinden kurulan işletmelere ait gayri safi yıllık gelirin yüzde ikisi(%2) takip eden yılın Eylül ayı sonuna kadar izin sahibinden tahsil edilir. Tesisin işletmeye açıldığı yıl ve takip eden birinci takvim yılı için muafiyet tanınır" şeklindedir.
Her iki fıkra birlikte değerlendirildiğinde, arazi tahsis bedelinin, arazinin tahsis tarihinden başlamak üzere, tesislerin yapılarak işletmenin faaliyete geçtiği yıl ve takip eden yıl da dahil olmak üzere alınabileceği yorumuna ulaşılmaktadır. Şöyle ki;52.maddenin 1.fıkrasında arazi tahsis bedelinin hesaplama yöntemi, oranı ve ödeme zamanı düzenlenmiş, bu bedelin tesisin işletmeye açılmasından sonra da ödeneceğine dair bir açıklama yer almamıştır. 3.fıkrada %2 gayri safi gelir payının tahsis bedelinden ayrı alınacağı da belirtilmemiştir. Madde metninde, işletme faaliyete geçtikten ve muafiyet süresi dolduktan sonra da arazi tahsis bedeli almaya devam edeceğine dair bir açıklık bulunmamakta, amaçsal yorumla dahi farklı bir sonuca ulaşılamamaktadır.
Kaldı ki, 24.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelikte, yürürlükte olan tahsisler için geçici 2.maddenin 18. bendinde proje maliyet bedelinin %05'i oranında arazi her yıl irtifak hakkı bedeli (arazi tahsis bedeli) alınacağı açıkça belirtilmiş, 19 bendinde “Ayrıca yapılan yatırımın işletmeye geçtiği tarihten başlamak üzere, iki %2 gayri safi yıllık gelir payı aşağıda izah edildiği şekilde tahsil edilir....” denilerek alınacak bedellere açıklık getirilmiştir. Burada hemen 1988 tarihli Yönetmeliğe de değinmek gerekir. Anılan Yönetmeliğin 49/b maddesinde de (a) fıkrasına göre alınması gereken arazi tahsis bedeline ilave olarak gayri safi gelirden %2 pay alınacağı açıklanmıştır. Ancak 1995 tarihli yönetmelik hükmünü, içeriğinden anlaşılamayan genişletici yorumla hak sahipleri aleyhine değerlendirme olanağı bulunmamaktadır. Bunun tek istisnası, hak sahibi tarafından verilen taahhütname veya resmi şekilde düzenlenmiş irtifak hakkı sözleşmesinde, hüküm bulunması halinde söz konusu olabilir.
Davacının isteminin dayanağını oluşturan düzenlemelerden sonra somut olaya döndüğümüzde;
Davacı idarenin davalıdan 1995-2000 dönemi için arazi tahsis bedeli farkı ve gecikme zammı talep etmesi üzerine, davalı Bursa 2.İdare Mahkemesinde işlemin iptalini talep etmiştir. Bursa 2.İdare Mahkemesi idarenin gecikme zammı isteyemeyeceği sadece 13.632,77 TL'yi isteyebileceği gerekçesiyle 20.06.2002 tarih 2001/1260 – 2002/811 sayılı ilamı ile işlemi iptal etmiştir. Bu karardan sonra davacı bu kez otel için 1995-2000 yılları için 13.632,77 TL'nin idare mahkemesi kararı tarihinden itibaren hesaplanacak gecikme faizi ile 2001-2004, telesiyej için de 2003-2004 yılları için kısmi ödemenin yapıldığı tarihten itibaren hesaplanacak gecikme faizi ile KDV'si ile tahsilini istemekte, ayrıca, otel için 1996-2003 yılları için eksik ödenen %2 gayri safi gelir payını gecikme cezası ile KDV'si ile birlikte talep etmektedir.
Bu arada davalı da idare mahkemesinde davacı idarenin 2001-2002-2003 yılları için talep ettiği arazi tahsis bedeline ilişkin işlemin iptali için dava açmış, Bursa 1.İdare Mahkemesi 30.03.2005 tarihli 2004/745 – 2005/407 sayılı kararında, arazi tahsis bedeli ve gayri safi gelirden alınacak %2 payın ayrı ayrı tahsili gereken bedeller olmadığı gerekçesiyle işlemi iptal etmiş, dava temyiz aşamasındadır.
Mahkemece, davalının ödeme belgeleri ile birlikte 3 kez bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. İlk raporda davalının sadece %2 gayri safi hasılat gelir payından sorumlu olduğu, bu bedelin de ödendiği şeklinde görüş belirtilmiştir. 2.raporda ise, davalının arazi tahsis bedeli ve %2 gayri safi gelir payı olmak üzere gecikme faizi ile birlikte 232.009,24 TL ödemesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemenin gerekçesini göstermeden uzlaştırıcı rapor olarak nitelendirerek hükmüne esas aldığı raporda ise bilirkişi, idare mahkemesinin kararı uyarınca arazi tahsis bedeli olarak davalının 13.632,77 TL ile birlikte 2001 ila 2004 dönemi için 57.695.13 TL gayri safi gelir payı ödenmesi gerektiği açıklanmıştır.
Yukarıda da açıklandığı gibi davacı idare 1995 tarihli yönetmelik hükümlerine göre bedel istediğinden davalının idareye verdiği 30.07.1965 tarihli ve 22.07.1971 taahhütnamelerde ve 02.11.1971 tarihli ek taahhütnamede arazi tahsis bedeli ve gayri safi gelir payını ayrı ayrı ödeyeceğine dair taahhütte bulunmadığına ve 1995 tarihli yönetmelik 1988 tarihli yönetmeliği yürürlükten kaldırdığına göre davalıdan tesisin işletmeye açılmasından sonra sadece, gayri safi gelirin %2'si oranında pay isteyebilecektir. Bu yöndeki bilirkişi görüşleri yerinde ise de gayri safi gelire ilişkin hesaplamalar yönetmelik hükümlerine uygun bulunmamaktadır.
Yönetmelik hükmüne değinmeden önce gayri safi gelirden ne anlamak gerektiği açıklanmalıdır. Gayri safi gelir, taşınır, taşınmaz malların işletmelerin hak ve hizmetlerinden masraf düşülmeden elde edilen geliri ifade eder. Yönetmeliğin 52/3 maddesinin 3. cümlesi ve devamında da “...Gayri safi gelire, tahsis edilen arazi üzerinde kurulan işletmelere ait tahakkuk eden her türlü mal ve hizmet satış bedelleri, faizler ile yapılan kiralamalar dahil edilir. Yıllık gayri safi geliri gösteren beyanname 01.06.1989 tarih ve 3568 sayılı Kanuna göre yetkili kılınan yeminli mali müşavirlere tasdik ettirilir” şeklindedir. Bilirkişi inclemelerinde tanımlanan gayri safi gelire göre hesaplama yapılabilmesi için baz alınması gereken yeminli mali müşavir tarafından onaylanmış beyannameden söz edilmemiş, vergi dosyasındaki beyannameler üzerinden hesaplama yapıldığı belirtilmiş, bu beyannamelerin yukarıda açıklanan beyanname olup olmadığı açıklanmamıştır.
Kısaca söylemek gerekirse, mahkemece, davalı idarenin yıllık gayri safi gelirini gösteren yeminli mali müşavir onaylı beyannamesi getirtilerek, bu beyannamelerde gösterilen gayri safi gelir üzerinden ödenmesi gereken miktarlardan davalı tarafından ödenen bedeller mahsup edilerek, gecikme faizleri de 1995 tarihli yönetmelikte belirtildiği şekilde hesaplanmak üzere yeniden bilirkişi görüşüne başvurulması, yeminli mali müşavir onaylı beyanname, yoksa bu beyannamenin davalının defter ve belgeleri incelenerek bilirkişi tarafından çıkartılması, HUMK'nun 275. ve devamı maddelerinde değinildiği şekilde denetime elverişli gerekçeli bilirkişi raporu alınması gerekmektedir. Ayrıca arazi tahsis bedeli olarak da Bursa 2.İdare Mahkemesinin 20.06.2002 tarihli ve 2001/1260 – 2002/811 sayılı kararı gereğince 13.632,77 TL arazi tahsis bedeli için de bilirkişilere gecikme faizi hesaplattırılmalıdır.
Açıklanan hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 26.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.