Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/2695 E. 2010/3704 K. 05.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2695
KARAR NO : 2010/3704
KARAR TARİHİ : 05.04.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.05.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar … ve … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı, 126 parsel sayılı taşınmazın kendisine, komşu 127 parsel sayılı taşınmazın ise davalı …’a ait olduğunu, davalının 1999 yılından bu yana tarlasına ekim yapmak sureti ile müdahalede bulunduğunu ileri sürerek davalının yapmış olduğu haksız müdahalenin önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davacı, 25/09/2007 tarihli oturumda ise davalı olarak gösterdiği kardeşinin dava aşamasında vefat ettiğini, mirasçılarından …’ın taşınmazına müdahaleyi sürdürdüğünü, davanın bu şekilde devam etmesini istemiştir. 20.03.2009 tarihli oturumda ise davalıların tamamının murislerinin ölümünden sonra taşınmazı birlikte işgal ettiklerini beyan ederek ölen davalı …’ın mirasçıları olan ve davaya dahil edilen davalıların taşınmazına elatmalarının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek fen bilirkişisinin 11/02/2009 tarihli raporunda, davacıya ait 126 sayılı parselin C harfi ile ve kırmızı renkle gösterilen 4820 M2’lik bölümüne davalıların haksız müdahalesinin önlenmesine, davalıların müdahalesi olmadığından A ve D harfi ile gösterilen bölümlere ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Hükmü davalılardan … ve … temyiz etmiştir.
Gayrimenkullere ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde en önemli delillerden biri olan keşif; re’sen veya taraflardan birinin talebi üzerine davanın her aşamasında çekişmeli taşınmazda gerekli inceleme ve araştırmaların yapılmasıdır. HUMK’nun 363. ve devamı maddelerinde keşfin nasıl yapılacağına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Yapılacak olan keşifte bilirkişiler ve tanıklar keşif mahallinde dinlenilebilir. Bilirkişi ve tanıkların keşif mahalline çağrılması hakkında HUMK’nun 258. maddesinde belirtilen mahkemeye çağırmaya ilişkin hükümler uygulanır. Taraflar, kendilerine davetiye tebliğ edilmeden de göstermiş oldukları tanıkları keşifte hazır bulundurabilir fakat buna zorlanamazlar. Keşif mahallinde; yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişiler ve konularında uzman olan teknik bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılmalı, kayıtlardaki her sınır bilirkişilere sorularak arazi üzerinde tespit ettirilmeli, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenerek bu sınırlar teknik bilirkişiye çizeceği krokide işaret ettirilmeli, diğer yandan mahalli bilirkişilerin söylediklerinin denetimi açısından komşu taşınmaz revizyon, vergi veya tapu kayıtları uygulanmalı, nizalı taşınmaz yönünün ne şekilde nitelendirdiği üzerinde durulmalıdır. Ayrıca, karşı tarafın dayanak belgeleri ile savunmasında ileri sürdükleri kayıtların da tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilerek aynı şekilde mahallinde uygulanması gerekir.
Eldeki davada fen bilirkişilerinin 11/02/2009 tarihli raporunda; Davacıya ait 126 parsel sayılı taşınmazın krokide C harfiyle gösterilen 4820 m2’lik bölümünün davalılardan …’ye ait 127 sayılı parsel ile birleştirilerek bir bütün olarak kullanıldığı, D harfiyle gösterilen bölümün ise dava dışı …’e ait 125 sayılı parsel ile birleştirilerek kullanıldığı ayrıca davacının da 127 sayılı parselde B harfiyle gösterilen ve davalı …’ye ait olan bölüme tecavüzünün olduğu, yine davaya konu olan ve krokide A harfiyle gösterilen bölümün davacı tarafından kullanılan bölümünde kaldığı, D harfiyle gösterilen bölümün ise dava dışı … tarafından kullanıldığı belirtilmiştir. Bilirkişi krokisi, rapordaki anlatım ile uyumlu olmayıp krokide taşınmazın C harfiyle gösterilen 4820 m2’lik bölümünün davalılardan …’ye ait 127 sayılı parsel ile birleştirilerek bir bütün olarak kullanıldığı ifadesini doğrulamamaktadır. Bunun yanında, keşifte bilirkişilerin raporlarını hazırlamalarına dayanak yapılacak ve davacı ile davalıların kullanım durumunu belirleyecek mahallibilirkişi ve tanık beyanına başvurulmamış olması ve davalılar … ve …’ın elattığına dair bir delil bulunmadığı halde bu davalılar yönünden kabul kararı verilmesi yerinde olmamıştır.
Mahkemece yapılması gereken iş; davacı dava dilekçesinde tanık deliline de dayandığından, davacıya ve davalılara ait delil listelerini sunması için mehil
vermek, taraflar süresi içerisinde tanıklarını bildirdiği takdirde, yukarıda anlatılan usule uyularak yerinde keşif yapmak, mahallibilirkişi ve tanıklara iddia ve savunma konusunda bilgilerini sormak, elde edilen bilgileri tutanağa geçirmek, bu bilgiler doğrultusunda ve bilirkişilerce yapılan incelemeler neticesinde hazırlanan denetime elverişli krokili rapor ile iddia ve savunmalar incelenerek, tüm dosya kapsamı ve delillerin sonucuna göre uyuşmazlığın çözümünü sağlamak olmalıdır.
Yukarıda yazılı şekilde araştırma ve inceleme yapmadan eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalılar … ve …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 05.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.