YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3008
KARAR NO : 2010/4009
KARAR TARİHİ : 08.04.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.10.2008 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi birleşen dava davalısı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava ve birleşen dava, geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmü birleşen davanın davalısı 124 ada 13 parsel maliki … vekili temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana
Yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince;
124 ada 8 parsel sayılı taşınmazın müşterek maliklerinden olan davacı, asıl davada 124 ada 7, 124 ada 11 ve 124 ada 12 parsel sayılı taşınmaz malikleri ile birleşen dosyada 124 ada 13 parsel sayılı taşınmaz malikini davalı göstererek geçit hakkı isteminde bulunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; 20.02.2009 havale tarihli bilirkişi rapor ve ekindeki krokide davacının paydaşı olduğu 124 ada 8 parsel lehine, 124 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinden a harfi ve kırmızı renkle gösterilen 105.69m2’lik, 124 ada 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden b harfi ve mavi renkle gösterilen 185.05 m2, c harfi ve … renkle gösterilen 187.60m2’lik alanlardan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir. Somut uyuşmazlıkta; hükümde geçit genişliği gösterilmemiş, kararda esas alınan rapor ve kroki incelendiğinde kimi yerlerde 4.39, kimi yerlerde ise 4 metre genişliğinde geçit kurulduğu saptanmıştır. Bu geçit genişliği yukarıda değinilen ilkelere aykırı olmuştur. Mahkemece yapılması gereken; mümkün olduğu ölçüde, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince ortak sınırlardan 2,5-3 metreyi geçmeyecek şekilde geçit hakkı kurmak olmalıdır.
Karar açıklanan bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle birleşen dava davalısı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 08.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.