Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/3034 E. 2010/4000 K. 08.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3034
KARAR NO : 2010/4000
KARAR TARİHİ : 08.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 17.11.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.01.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R
Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak
açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Mahkemece, kayıt malikinin baba adı olan “…”in tapu kaydına eklenmesi yönündeki talep için yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Dosya arasındaki tapulama tutanağı nüfus kayıtları ile tam olarak örtüşmemektedir. Diğer yandan, zabıta marifetiyle gerçekleştirilen araştırma yukarıda değinilen ilkelere uygun olmayıp yetersizdir. Mahkeme tarafından dinlenen tanıklardan birisi 1951, diğeri 1938 doğumlu olup, kayıt maliki murisin 1909 yılında öldüğü düşünüldüğünde kayıt malikini tam olarak tanımaları mümkün görünmemektedir.
Mahkemece bu talep bakımından yapılması gereken; yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde taşınmazın bulunduğu mahalda kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan bir başka kişinin bulunup bulunmadığını araştırmak, kayıt maliki ile kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen kişinin aynı kişi olduğu yönündeki tereddütlerin tam olarak giderilememesi durumunda kayıt malikini
tanıyabilecek yaştaki tanıkları ve varsa tesbit bilirkişilerini de taşınmaz başında dinleyerek keşif yapmak olmalıdır.
Diğer yandan, kayıt maliki … isimli şahsın tapu kaydında yazılmayan soyisminin tapu kaydına “…” olarak eklenmesi doğru olmamıştır. Zira, getirtilen nüfus kayıtlarına göre … 01.07.1836 doğumlu olup, dosya kapsamındaki veraset ilamına göre 1909 yılında vefat etmiştir. Soyadı Kanununun kabulünden önce ölen bir şahsa soyadı ilavesi isabetli değildir.
“Mülkiyet Hakkının Tescili” başlıklı Tapu Sicil Tüzüğünün 25. maddesinde kütükte bulunması zorunlu bilgiler; malikin adı ve soyadı, baba adı ile edinme nedeni, tarih ve yevmiye numarasından ibarettir. Görülüyor ki; bunların arasında malikin doğum tarihi ve anne adı yer almamıştır. Dolayısıyla tapu kütüğünde bulunması zorunlu olmayan nüfus bilgilerinin ilavesi veya düzeltilmesi dava yoluyla istenemez. Şayet tapunun tesciline dayanak yapılan işlemde düzeltmeyi gerektirir bir hata yapılmışsa, bu hata tüzüğün 87. maddesi uyarınca ilgilisinin başvurusu üzerine o maddedeki konular araştırılarak idarece düzeltilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; kütükte bulunması zorunlu olmayan doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin istemin de hüküm altına alınması doğru olmamıştır.
Karar açıklanan tüm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.