Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/3383 E. 2010/3806 K. 06.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3383
KARAR NO : 2010/3806
KARAR TARİHİ : 06.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar, arasındaki haciz şerhinin terkini davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 10.12.2009 gün ve 2009/12651-13931 sayılı ilamiyle bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı-davacı Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, 183 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların hükmen adlarına tescil edildiğini, tescil işlemi sırasında taşınmazın tapu kaydında İstanbul Kadastro Müdürlüğünün 09.02.1954 tarihli 382 sayılı yazısı ile beyanlar hanesine 28.05.1936 tarihli, 1882 yevmiye ve 28.11.1950 tarihli, 5536 yevmiye sayılı haciz şerhlerinin yazıldığını, bu şerhlerin dayanağının tespit edilemediğini ileri sürerek terkinini istemiştir.
Yargılamalar sırasında Kumkapı Surp Harutyan Ermeni Kilisesi Vakfı, haciz şerhlerinin kaldırılması istemiyle davacı yanında davaya katılmıştır.
Davalı Hazine, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, haciz şerhlerinin kadastro müdürlüğünün yazısı ile kayda işlendiğini, İcra İflas Kanununun 110. maddesine göre de iki yıl içerisinde satış istenmediği takdirde hacizlerin düşeceğini, bu nedenle dava açmakta hukuki yararın bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, şerhin terkininde davalının hukuki yararın bulunmadığından davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile pasif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 10.12.2009 tarihli ve 2009/12651-13931 sayılı ilamı ile; “…. Hukuki dayanağı saptanamayan ve artık yolsuz kayıt niteliğini kazanan şerhlerin
terkininde hak lehtarı aramak çözüm yeri olan mahkemelerde iş ve işlemleri çıkmaza sokma anlamına gelir. Kaydın terkini istenirken bu kayıtları tutmakla yükümlü tapu sicil müdürlüğünün davada hasım olacağı kuşkusuzdur. Pasif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddi doğru değildir” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Davalı Hazine karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Bozma ilamında da vurgulandığı üzere Türk Medeni Kanununun 1010. maddesi uyarınca haciz şerhi tapuya yazıldıktan sonra borcun ödenmesi, icra takibinin düşmesi veya sona ermesi halinde haczi koyan makamın yazısı ile ya da haciz lehtarının talebi ile terkin edilebilir. Haciz şerhinin usulsüz kaydı hallerinde ilgilisinin terkinine olur vermemesi durumunda taşınmaz maliki şerhin terkinini dava edebilir. Ancak, taşınmazın tapu kaydındaki haciz şerhlerinin her zaman yasal prosedürüne göre terkin edilmesi mümkün olmayabilir. Bu, haczi koyan ilgili makamın, taşınmaz malikinin ya da haciz lehtarının ilgisizliğinden kaynaklanabilir. Bu gibi durumlarda tapu kaydında duran haciz şerhi yolsuz hale gelecektir.
Somut olayda da; tapu kaydına işlenen haciz şerhinin dayanağı saptanamamış, kimlerin yararına konulduğu belirlenememiş bu nedenle de tapu sicil müdürlüğü tarafından davacının istemi karşılanamamış ve sorunun dava yoluyla giderilmesi istenmiştir. Hukuki dayanağı saptanamayan ve artık yolsuz kayıt niteliğini kazanan şerhlerin terkininde hak lehtarı aramak çözüm yeri olan mahkemelerde iş ve işlemleri çıkmaza sokma anlamına geleceğinden davacının eldeki davayı açmada hukuki yararının varlığının kabulü gerekir. Bu nedenle davacının dava açmada hukuki yararının bulunmadığından davanın reddine karar verilmesine ilişkin karar düzeltme istemi yerinde değildir.
Ne var ki; Tapu kayıtlarının düzenli tutulmasından tapu sicil müdürlüğü sorumludur. Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi hükmü uyarınca da tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan da devlet sorumludur. Bu nedenle, hukuki dayanağı saptanamayan haciz kaydının terkini istenirken davanın bu kayıtları tutmakla görevli ve sorumlu tapu sicil müdürlüğüne karşı açılması gerekir. Mahkemenin, Hazine aleyhine açılan davanın pasif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar vermesi usul ve yasaya uygun olup, bu yöne ilişkin Dairemiz bozma kararının yanılgıya dayalı olduğu anlaşılmakla davalı Hazinenin karar düzeltme istemi yerinde görülmüş ve kararın açıklanan bu nedenle onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 10.12.2009 tarih 2009/12651-13931 sayılı ilamının KALDIRILMASINA, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının hükmü temyiz eden davacıdan alınmasına, 06.04.2010 tarihinde oy birliği ile karar verildi.