YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3543
KARAR NO : 2010/4048
KARAR TARİHİ : 08.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar … vd. Aleyhine 17.12.2004 tarihli dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal, davalılar ise davacı aleyhine 14.4.2005 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil ve elatmanın önlenmesi istenmesi ile davaların bozma kararı üzerine yapılan yargılaması sonunda; Asıl dava ile birleştirilen temliken tescil davasına yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalılar birleşen dosya davacılarının elatmanın önlenmesi davasının kabulüne dair verilen 14.5.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-birleşen dosya davalısı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mülkiyet hakkına dayalı haksız elatmanın kal suretiyle giderilmesi istemi ile açılmıştır.
Davalılar, davacının maliki olduğu 71 parsel sayılı taşınmazın 1000 metrekarelik bölümünde iyiniyetle yapı yaptıklarını, bu bölümün Türk Medeni Kanununun 724. Maddesi uyarınca adlarına tescilini, çap kayıtları içerisindeki davacı ve karşı davalının yol olarak kullandığı yere müdahalesinin menini talep etmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma kararına uyularak davacı-birleşen dava davalısı … tarafından davalı-birleşen dava davacıları hakkında açılan elatmanın önlenmesi davası ile davalı-birleşen dava davacıları tarafından açılan temliken tescil davası ile ilgili olarak mahkemece verilen 15.11.2007 tarihli ve 2004/453 esas 2007/274 sayılı karar kesinleşmiş olmakla yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına, davalı birleşen dosya davacılarının elatmanın önlenmesi davasının kabulüne, 718 sayılı parselin harita mühendisi bilirkişinin 14.4.2006 tarihli raporuna göre “D” ile gösterilen turuncu boyalı 145,91 metrekarelik yeri yol olarak kullanmak suretiyle davacı-birleşen dava davalısının yaptığı müdahalenin menine karar verilmiştir.
Hükmü davacı-birleşen dava davalısı temyiz etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamında bozma dışı bırakılan kısımlar yönünden hüküm kurulmaması doğru değildir. Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. HUMK’nun 388 ve 389. Maddelerinde verilecek hükümde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında birer birer şüphe ve tereddüt oluşturmayacak şekilde yazılması öngörülmüştür. Öte yandan ilk hükmün Yargıtayca bozulması sonucunda hayatiyetini kaybettiği de açıktır. (YHGK T. 10.09.19991 E.281, K.415) Bu durumda kararın bozmaya uyularak tesis edilen tüm istek kalemlerini karşılar biçimde yeniden yazılması gerekirken bu husus gözetilmeden hüküm tesis edilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 08.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.