YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3554
KARAR NO : 2010/4518
KARAR TARİHİ : 20.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı-K.Davalı vekili tarafından, davalı-k.davacı … aleyhine 16.11.2005 tarihli dilekçe ile cebri tescil, davalı-k.davacı …’da … aleyhine 17.10.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine davalar birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; davacı-k.davalı …’ın davasının kabulüne, davalı-k.davacının davasının reddine dair verilen 29.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı-k.davacı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 03.02.1994 günlü adi yazılı şekilde düzenlenen sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılardan …, davanın reddini savunmuş, birleşen davasında ise mülkiyet hakkına dayanarak elatmanın önlenmesi isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ve birleşen davanın davacısı … temyiz etmiştir.
Davada dayanılan 03.02.1994 günlü sözleşme adi yazılı şekilde düzenlenmiştir. Sözleşmenin konusu tapuda kayıtlı bir taşınmazın satışına dairdir.
Kural olarak Borçlar Kanunu sözleşmelerin yapılışını bir şekle tabi tutmamıştır. Borçlar Kanununun 11/I hükmüne göre “aktin sıhhati kanunda serahat olmadıkça hiç bir şekle tabi değildir.” Ancak kanun taraflardan birinin veya her ikisinin bazen de üçüncü kişilerin veya kamunun menfatini korumayı,
hukuki güvenliği sağlamayı amaçlamışsa şekle ilişkin bir zorunluluk getirebilir. Borçlar Kanununun 11/II maddesi uyarınca da “kanunun emrettiği şeklin şumul ve tesir derecesi hakkında başkaca bir hüküm tayin olunmamış ise akit, bu şekle riayet olunmadıkça sahih olmaz.” Bu hükme göre aksine açıklık bulunmadıkça uyulması emredilen şekil bir sıhat-geçerlilik şartıdır. Türk Medeni Kanununun 706. ve Borçlar Kanununun 213. maddeleri hükümleri gereğince tapuda kayıtlı bir taşınmazın satışı ancak yasanın öngördüğü biçim koşuluna uyularak yapılabilir. Adi yazılı şekilde düzenlenen satış senedi davacıya mülkiyeti geçirme hakkı tanımaz.
Diğer taraftan, 30.09.1987 tarihli ve 1987/2-1988/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının konusu tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyeti devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmelere dayanılarak açılan cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceğine, bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik olarak kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyet devrine yanaşmaması halinde olayın özelliğine göre hakimin Türk Medeni Kanununun 2. maddesini gözeterek açılan tescil davasını kabul edebileceğine ilişkindir. Eldeki davada anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı da bulunmamaktadır.
Mahkemece eldeki asıl ve birleştirilen davanın belirtilen çerçevede değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken somut olaya uygun düşmeyen bazı nedenlerle davanın yazılı olduğu şekilde sonuçlandırılması doğru olmamıştır.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 20.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.