Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/3980 E. 2010/4668 K. 26.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3980
KARAR NO : 2010/4668
KARAR TARİHİ : 26.04.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.01.2008 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; sübut bulmayan davanın reddine dair verilen 04.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin miktar ve pul yokluğundan reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 111 ada 43 parsel numaralı taşınmazının bir kısmının köy yolu olduğu iddiası ile Araç Kaymakamlığının men kararıyla davalı köy muhtarlığına teslim edildiğini belirterek yaratılan muarazaa nedeniyle, davalının taşınmazına elatmasının önlenmesini talep etmiştir.
Davalı köy muhtarlığı yargılamalara katılmamış, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, dava konusu yerin köy yolu olduğu gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Bilindiği gibi HUMK’nun 281. maddesi gereğince görüşüne başvurulan bilirkişinin denetime elverişli ve gerekçeli rapor hazırlaması gerekir. Mahkemenin hükmüne gerekçe yaptığı 29.09.2008 tarihli fen bilirkişisi Kemal Önütsal’ın raporunda ölçümün nasıl yapıldığı belli olmadığı gibi düzenlenen kroki de koordinatsız olup hüküm vermeye ve denetime elverişli değildir. Dosya içinde yer alan Araç Kaymakamlığının 29.11.2007 tarihli ve 25 sayılı men kararına dayanak 26.11.2007 tarihli, aynı bilirkişinin krokisinden de yine ölçümün nasıl yapıldığı belli olmadığı gibi kroki ölçeksiz ve koordinatsız olarak düzenlenmiştir. Teknik bilirkişinin iddiayı ortaya koyar nitelikte fenne uygun bir kroki ve rapor düzenlemesi gerekir.
Mahkemece; dava konusu yerde yeniden uzman fen bilirkişileri refakatinde keşif yapılarak, dava konusu yerin davacının parseli içinde mi yoksa köy yolunda mı kaldığı, yola müdahale varsa ne kadar ve nasıl müdahale edildiği, müdahale edilen kısımların zeminde nereye isabet ettiği, elektronik aletle yapılacak ölçüm sonucu ölçekli ve koordinatları gösterilen denetime elverişli bilirkişi rapor ve krokisi ile kesin olarak saptanarak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz ve denetime uygun olmayan rapor ve krokiye dayanılarak, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; HUMK’nun 53. maddesinde hakkı veya borcu bir davanın sonucuna bağlı olan üçüncü kişinin, iki taraftan birine katılmak için davaya müdahale edebileceği ve 57. maddesinde de davaya katılanın katıldığı tarafla birlikte hareket edeceği, fakat hükmün iltifak olunan tarafa yönelik verileceği kuralı yer almaktadır. Fer’i müdahale olarak tanımlanan bu katılımda, üçüncü kişi taraf olarak değil, taraflardan birinin yanında, onun yardımcısı olarak davada yer almaktadır. Yargılama sonunda fer’i müdahil ile ilgili bir karar verilmediğinden, fer’i müdahil leh ve aleyhine vekalet ücretine hükmedilemez. Katılanın yalnız HUMK’nun 420. maddesi hükmü gereğince, davaya katıldığı taraf davanın sonunda haklı çıkarsa, katıldığı günden sonra katlandığı müdahale giderlerini istemeye hakkı vardır. Bu sebeple davaya katılan … yararına reddedilen dava için 500 TL vekalet ücreti takdir edilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 26.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.