Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/4643 E. 2010/7459 K. 29.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4643
KARAR NO : 2010/7459
KARAR TARİHİ : 29.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.02.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 15.10.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 29.06.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, davalı ve dava dışı arsa malikleri ile 12.04.1996 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme uyarınca 1943 ada 16 sayılı parselde kayıtlı taşınmaz üzerine yüklenici sıfatıyla bina yapmayı üstlendiğini, 21.01.1997 tarihli paylaşım sözleşmesinin 4. maddesine göre kendisine bırakılması kararlaştırılan B Blok 1 numaralı bağımsız bölümün davalı adına tescil edildiğini, daha önce açtığı davanın iskan ruhsatı alınmadığı gerekçesi ile reddedildiğini, sözkonusu dava sırasında yaptığı başvurunun sonuçlandığını, iskan ruhsatını aldığını, sözleşme şartlarının gerekçekleştiğini belirterek tapu kaydının iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalı, kesin hüküm bulunduğunu, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davacıya kalan bu daireyi başka dairelerdeki eksiklikler karşılığı ve kısmen de bedel ödeyerek satın aldığını belirtmiş, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kesin hüküm ve iskan ruhsat harçlarının davacı tarafından yatırıldığının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dava, davacı-davalı ve dava dışı arsa malikleri arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince tapu iptal ve tescil davasıdır.
Kural olarak, arsa maliki ile yüklenici arasında arsa payı karşılığı inşaat yapılması hususunda sözleşme düzenlendiğinde ve sözleşme koşulları yerine getirildiğinde yüklenici kişisel hak kazanır. Bu kişisel hakka dayanarak arsa sahiplerinden kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin mülkiyetlerinin adına nakledilmesini isteyebilir. Yüklenicinin şahsi hakkına dayanarak açtığı davanın reddine dair verilen karar HUMK’nun 237. maddesinde düzenlenen ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılmaması amacını güden maddi anlamda kesin hüküm niteliğinde değildir. Belirtilen nedenle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sona erdirilmediği sürece yüklenici, sözleşme şartlarını yerine getirdiği takdirde tescil isteğinde bulunabilir. Önceki hüküm şekli anlamda kesinleşmiş bulunduğundan davanın kesin hüküm nedeniyle reddi doğru değildir.
Eldeki davada, taraflar arasındaki sözleşmeye göre dava konusu B Blok 1 numaralı bağımsız bölümün davacı yükleniciye bırakıldığı açıktır. İskan ruhsatı alma yükümlülüğü de aynı sözleşme ile davacıya bırakılmış olup, iskan ruhsatının alındığı ve dolayısıyla sözleşme şartlarının gerçekleştiği sabittir. Belirtilen nedenle mahkemece davanın kabulü yerine reddine karar verilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 750.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 29.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.