YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4878
KARAR NO : 2010/7662
KARAR TARİHİ : 02.07.2010
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.03.2008 gününde verilen dilekçe ile 10.11.1992 tarihli sözleşmeye dayalı buluculuk hakkı alacağı istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ile duruşmasız temyizi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 29.06.2009 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av…. geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 10.11.1992 günlü rödevans sözleşmesi uyarınca eksik ödenen 2005 ve 2006 yılı buluculuk hakkı alacağı olarak 48.032,92 TL’nin hak edildikleri tarihlerden başlayarak reeskont faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
Davalı, Maden Kanunu’nda 5.6.2004 tarihinde yapılan değişiklikten sonraki yıllara ait buluculuk bedeli borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 48.032,92 TL buluculuk hakkı bedelinin 10.10.1997 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü davalı vekili ve davacı vekili temyiz etmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle dava konusu yapılan “Maden Buluculuk Hakkı” kavramı üzerinde durulması gerekmektedir.
5.6.2004 tarih ve 5177 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 15.maddesinin 1 ve 2. fıkra hükümleri “ reşit her Türk vatandaşının daha evvel tespit edilmemiş bir maden zuhurunu yürürlükte bulunan bir ara ve ön işletme ruhsat sahasında olmamak üzere cins, yer ve ebadı ile birlikte daireye bildirmesi ile ihbar hakkı doğar, ruhsat sahibi arama, ön işletme ruhsatları sürelerinde faaliyet raporu ile zuhurunu bildirdiği madenlerin de bulucusu sayılır” şeklindedir. Bu hüküm 5.6.2004 tarih ve 5177 sayılı Kanun ile değiştirildikten sonra “Ruhsat sahibi arama ve/veya işletme ruhsatı süresince hazırlanan teknik raporlar ile görünür rezerv olarak bildirdiği madenlerin bulucusu sayılır. Bu hakkı talep eden ruhsat sahibine buluculuk belgesi verilir. Buluculuğa konu madenin bulucusu dışında bir başkası tarafından işletilmesi halinde bu alanda üretilen maden için tahakkuk eden buluculuk hakkı her yıl Haziran ayı sonuna kadar bu alanda üretim yapan kişiler tarafından hak sahibine ödenir. Buluculuk hakkı yıllık ocakbaşı satış tutarının %1’dir” şeklini almıştır.
3213 sayılı Maden Kanunu’nun değişiklikten önceki 15. maddesinde yer alan “zuhuru bildirilen maden” sözcüğü 5177 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte “görünür rezerv olarak bildirilen maden” olarak ifade edilmiştir. O halde buluculuk hakkı sahibinin buluculuk hakkı olarak isteyebileceği %1 oranındaki pay görünür rezervin yıllık ocakbaşı satış tutarıdır. Nitekim bu husus, Maden Kanunu’nun Uygulama Yönetmeliğinin 68. ve 69. maddelerinde de açıkça vurgulanmıştır. Buluculuk belgesi sahibi olan davacı, 5.7.1991 tarihli maden bulucu belgesinde görünür rezervi 4.900.000 ton olarak bildirdiğinden, alacağı buluculuk hakkı payı bu miktarla sınırlıdır. Mahkemenin davalı tarafından görünür rezerv miktarı kadar davacıya buluculuk hakkı alacağı ödeyip ödemediği tespit edilmeden, davacının işletmenin devam ettiği sürece buluculuk hakkı alacağı talebe yetkisi varmış gibi buluculuk hakkı bedeli isteminin yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluna davacının buluculuk hakkından kaynaklanan alacağını maden buluculuk belgesinde belirtilen görünür rezervle sınırlı olarak hesaplatmak, bu miktar rezerv için buluculuk hakkı ödenmiş ise davayı reddetmek aksi halde sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır.
Açıklanan husus bir yana bırakılmak suretiyle bilirkişi raporları ile bağlı kalınarak davanın yazılı şekilde kabulü doğru olmamıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 29.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi