YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4884
KARAR NO : 2010/6243
KARAR TARİHİ : 01.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.12.2006 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 16.01.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 30.03.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av…. ile karşı taraftan davalı banka vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Eksiklik nedeniyle mahalline iade edilip eksikliğin giderilmesinden sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ipotek şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir.
Davalı … savunmada bulunmamış, diğer davalı banka iyiniyetli olduklarını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesi) bulunması ve rehin sözleşmesinin Türk Medeni Kanununun 856. maddesi gereğince tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
Alacak sona erdiği halde alacaklı, terkin taahhüdünü iradesiyle yerine getirmezse, taşınmaz maliki ipoteğin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir.
Somut olayda; davacının malik olduğu 19516 ada 2 sayılı parseldeki villa nitelikli 26 numaralı bağımsız bölümün vekalet yoluyla 30.10.2006 tarihinde davalılardan …’a tapuda satıldığı, 20.11.2006 tarihinde kayıt maliki olan davalı …’ın diğer davalı banka lehine … Tic. ve San. Ltd.Şti’nin doğmuş ve doğacak bütün borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 400.000,00 TL kredi için ipotek tesis ettiği, davacının satışın vekalet yetkisinin kötüye kullanılması suretiyle yapıldığı iddiasına dayanarak 29.12.2006 tarihinde Sincan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/605 esasında kayıtlı tapu iptali ve tescil davasını açtığı, mahkemece tapu kaydına 16.01.2007 tarihinde tedbir konulduğu, 14.02.2007 tarihinde de davanın davalı bankaya ihbar edildiği anlaşılmaktadır. Görülüyor ki, banka lehine ipoteğin tesis edildiği 20.11.2006 tarihinde kayıt maliki davalılardan …’dır. Mülkiyet, açılan dava sonucu 10.06.2008 tarihinde hükmen davacı adına geçmiştir. Davacının, davalı bankanın ipotek tesis tarihinden sonra borçluya kullandırdığı kredilerden sorumlu tutulabilmesi için, davalıların davacıyı zararlandırmak amacıyla el ve işbirliği içinde hareket etmemiş olmaları, başka bir deyişle davalı bankanın iyiniyetli olması gereklidir.
Yukarıda belirtildiği üzere davacı tarafından 29.12.2006 tarihinde tapu iptali ve tescil istemiyle Sincan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/605 esasında açılan dava sırasında tapu kaydına tedbir konulmuş, dava da 14.02.2007 tarihinde davalı bankaya ihbar edilmiştir. Yine dosyada yer alan bilgilerden, davanın ihbarına rağmen davalı bankanın kredi borçlusu şirkete ihbar tarihinden sonra da dava konusu ipotek aktinin teminatı kapsamında kredi kullandırmaya devam ettiği görülmektedir. Davalı bankayı ihbar tarihinden sonra kullandırdığı krediler sebebiyle iyiniyetli kabul etmek mümkün bulunmadığından, 20.11.2006 tarihli taşınmaz rehininin bu tarihten sonraki kredilerin teminatı olduğu kabul edilemez.
Bu durumda mahkemece davalı bankaya ait kayıt ve defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, borçlu şirketin ihbar tarihi olan 14.02.2007’den sonra kullandığı kredi asılları ve bunların ferileri bilirkişilere hesaplattırılmalı, yine davanın reddine karar verilmekle beraber “çoğun içinde az da vardır” kuralı uyarınca ve Tapu Sicil Tüzüğünün 31.maddesi hükmü gözetilerek ipotek bedelinden teminat dışı kalması gereken miktarın kütüğün düşünceler sütununda gösterilmesine karar verilmelidir.
Mahkemece yapılan bu saptama bir yana bırakılarak eksik inceleme ve araştırmayla davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 750,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 01.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.