YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5251
KARAR NO : 2010/6344
KARAR TARİHİ : 03.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.08.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydının düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı 319 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında “…” olarak geçen baba adının “…” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı idare vekili temyize getirmiştir,
Yapılan yargılama ve toplanan deliller hüküm vermeye yeterli görülmemiştir.Davacı … ilçesi .. köyü nüfusuna kayıtlı … ve …’den olma 1980 doğumlu …’ tir.Düzeltilmesi istenen … ilçesi … köyünde bulunan 5 parsel sayılı taşınmaz 2006 yılında yapılan kadastro tespitinde zilyetliğe dayalı olarak … oğlu … ’in 1988 yılında oğluna bağışlaması nedeni ile 1967 doğumlu … oğlu … adına tespit edilmiştir. Nüfus müdürlüğünden … oğlu … ve 1967 doğumlu … oğlu … adlı şahısların nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı, …, … ve … köyü muhtarlıklarından tapuda malik görünen şahsın gerçekte mevcut olup olmadığı zabıta aracılığı ile araştırılmalıdır. Yine taşınmazın önceki ve mevcut durumu ile fiili kullanımı,
gerek görülür ise dava konusu taşınmaz başında keşif yapılarak belirlenmeli, mahalli bilirkişi, tanık ve tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenerek taşınmaz hakkında bilgi alınmalı ve tüm şüpheler giderildikten sonra bir karar verilmelidir. Bu nedenlerle eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 03.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi