YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5323
KARAR NO : 2010/7663
KARAR TARİHİ : 02.07.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.10.2007 gününde verilen dilekçe ile rödevans sözleşmesinin feshi, müdahalenin meni ve kal istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08.10.2009 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 13.04.2010 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av…. ve … ile karşı taraftan davalı vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Noksanlık nedeniyle dosyanın mahalline geri çevrilmesi sonrasında; iş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … sayılı sahada ruhsat hakkı sahibi olduğunu, bu sahayı 19.08.1999 tarihli sözleşme ve 01.09.1999 tarihli uygulama protokolüyle davalıya kiraladığını, ancak davalının … sayılı saha Dışında da faaliyet gösterdiğini, rödevans sözleşmesi ve uygulama protokolüne göre davalının rödevans alanı içindeki tapuyla malik olduğu sahalarda üretim ve satış yapması gerekirken, üçüncü şahıslar adına tapulu alanlarda da üretim yaptığını, durumun davalıya ihtar edildiğini, 28.02.2007 tarihli ihtarnameyle de akte aykırılığın giderilmemesi nedeniyle fesih ihbarında bulunulduğunu, bu nedenle taraflar arasındaki 19.08.1999 tarihli rödevans sözleşmesinin feshini, davalının ruhsat alanındaki madencilik faaliyetlerinin durdurulmasını, müdahalenin men’i ve yaptığı yapıların kal’ine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, taraflar arasındaki sözleşmeyi davacının hiçbir nedenle bozamayacağını, … sayılı ruhsat alanı dışındaki yerlerle ve rödevans sözleşmesi koordinatları dışında ve fakat ruhsat alanı içindeki faaliyetleriyle ilgili davacı malik olmadığından talep hakkının bulunmadığını, davacının madencilik faaliyetlerine de engel olmadıklarını, rödevans sözleşmesine göre sözleşmede belirtilen koordinatlar içerisinde madencilik faaliyetinde bulunma haklarının olduğunu, belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin … ruhsat no’lu bazalt üretimiyle ilgili maden ruhsat sahibi davacı ile yaptığı rödevans sözleşmesine göre, sözleşme sınırları dışına yapmış olduğu faaliyet ve tecavüzün men’ine, rödevans sözleşmesinin feshi ve davalının madencilik faaliyetinin durdurulması konusundaki talebin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Eldeki davanın çözümünde öncelikle, taraflar arasındaki 19.08.1999 günlü sözleşme ve 01.09.1999 tarihli uygulama protokolüne göre davalıya kiralananın ne olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Taraflar arasındaki 19.08.1999 günlü sözleşmenin 2.maddesi hükmü “bu rödevans sözleşmesine konu maden sahası … ruhsat numarasıyla maden sahasını işletme hakkına sahip bulunan … Yapı San. ve Tic. A.Ş. tarafından maden sahası içerisinde akit taraf … Yapı San. Nakliyat ve Tic. A.Ş.’nin sözleşme tarihinde, gerekse ruhsat süresi içerisinde aşağıdaki koordinatlar dahilinde tapuyla malik olacakları arazilerden ruhsatın sağladığı haklardan …Yapı San. Nakliyat ve Tic. A.Ş.’nin ruhsat sahibinden bağımsız olarak aşağıda koordinatlar belirtilen alanda bazalt çıkarma, satma, değerlendirme hakkı aşağıdaki şartlar dahilinde gayri kabili rücu olarak …Yapı San. Nakliyat ve Tic. A.Ş.’ye tanınmıştır…” hükmü taşımaktadır. 01.09.1999 tarihli uygulama protokolünün 1.maddesi ise “… Yapı San. ve Tic. A.Ş.’nin … ruhsat numarası ile işletme sahası içinde faaliyet gösteren … Yapı San. Nakliyat ve Tic. A.Ş.’nin tapuyla malik olduklarını, şirket ortaklarının anne ve babasından intikal işlemi yapmamış gayrimenkuller bu vesileyle sözleşmenin yapıldığı tarihten sonra mülkiyet tesis edilecek alanlarda ve rödevans sözleşmesine koordinatları belirtilen sahada bundan sonra rödevans sözleşmesine göre faaliyet gösterecektir…” şeklindedir.
Görülüyor ki, gerek 19.08.1999 tarihli rödevans sözleşmesinin 2.maddesi gerekse 01.09.1999 tarihli uygulama protokolünün 1.maddeleri hükümlerine göre, davalıya rödevans sözleşmesiyle kiralanan alan, davacının … ruhsatlı sahası dahilindeki, davalı şirketin tapuyla malik oldukları, şirket ortaklarının anne ve babasından intikal işlemi yapılmamış gayrimenkuller ile sözleşmenin yapıldığı tarihten sonra davalının mülkiyetini kazanacağı tapulu alanlardır. Davalıya kiralanan saha bilirkişi tarafından düzenlenen krokide “1.rödevans” ve “2.rödevans” alanları olarak gösterilmiştir. Eğer davalı şirket, bu alanlar dışında madencilik faaliyeti sürdürmüşse, bunun akte aykırılık teşkil edeceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır.
Davacı, akte aykırılığın varlığını iddia ederek davalı kiracıya muhtelif tarihlerde ihtarname göndermiş, 28.02.2007 tarihli ihtarında da var olan akte aykırılık giderilmediğinden bahisle fesih ihbarında bulunmuştur.
Gerçekten, hasılat kira sözleşmelerinin bir türü olan rödevans sözleşmesine de uygulaması zorunlu Borçlar Kanununun 289.maddesine göre, sözleşmeye aykırılık halinde kiralayanın bu sebebe dayanarak tazminat istemi dışında sözleşmenin feshini talep yetkisi de vardır. Ancak, yasada aktin feshi için sözleşmeye aykırılığın “ehemmiyetli” olması öngörüldüğünden, önemsiz bazı faaliyetler kiracının tazminat sorumluluğunu gerektirir ise de fesih nedeni sayılmaz. Hangi tür akte aykırılığın ehemmiyetli sayılacağının tayin ve tespiti de HUMK’nun 275.maddesi gereğince bilirkişi oy ve görüşüne başvurarak saptanabilir. Kuşkusuz, akte aykırılığın tespitinde kiralananın niteliği ve hacmi ile o konudaki madencilik faaliyetlerindeki örf ve adete bakmak, kiralayanın ihtarnamelerinde bildirdiği nedenleri bütün bunlara orantılayarak sonuca varmak gerekir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, yukarıda ortaya konan kurallar doğrultusunda yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulundan gerekirse sahada keşfen inceleme de yaptırılarak sorunu çözümleyici ayrıntılı ve gerekçeli rapor almak, davacının ileri sürdüğü vakalara göre akte aykırılık mevcutsa bunun feshi gerektiren derecede önemli olup olmadığını belirletmek, tüm istek kalemleri hakkında elde edilecek sonuca uygun bir hüküm kurmak olmalıdır.
Kabule göre de; “davalı şirketin … ruhsat no’lu bazalt üretimi ile ilgili maden ruhsat sahibi davacı ile yaptığı rödevans sözleşmesine göre, sözleşme sınırları dışına yapmış olduğu faaliyet ve tecavüzün men’ine” şeklinde kurulan hüküm HUMK’nun 388. ve 389.maddelerine aykırı olup, infazı taraflar arasında yeni bazı çekişmelerin doğmasına neden olacağından yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2.bentte yazılı nedenlerle taraflar yararına BOZULMASINA,750.00’şer TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak karşılıklı olarak birbirlerine verilmesine, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine,02.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.