Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/5339 E. 2010/6141 K. 31.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5339
KARAR NO : 2010/6141
KARAR TARİHİ : 31.05.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar, arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 07.07.2009 gün ve 2009/7831-8532 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … ’un kendisi ve davaya dahil edilenlerin ortak miras bırakanı olduğunu, miras bırakanın 361 sayılı parselin tapulama tespitine itiraz ettiğini, Kadirli Tapulama Mahkemesinin 1971/57 esasına kayıtlı dava sırasında davalıların miras bırakanı … ile 7.6.1973 tarihinde sulh anlaşması düzenlediklerini, buna göre davalıların miras bırakanının 143 sayılı parselde 12 dönümlük yeri kendileri adına tapuda devretmeyi kabul ettiğini, 143 sayılı parseldeki davalıların miras bırakanına ait 105840/16511.040 payın 4609 metrekareye karşılık geldiğini, bu payın adına tescilini, kalan 7391 metrekare eksikliğin 361 sayılı parseldeki davalıların miras bırakanına ait paydan iptali ile adlarına üç katı olarak tescilini, olmadığı takdirde 22.173,00 TL taşınmaz değerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Kemal davanın reddini savunmuş, diğer davalılar savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, tapulama mahkemelerinde şarta bağlı sulh anlaşması yapılamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Davacı tarafından hükmün temyizi üzerine Dairemizce onanmış, davacı karar düzeltme isteğinde bulunmuştur.
Aslında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda sulh anlaşmasına ilişkin müstakil bir düzenleme yoktur. Sulh kavramına çeşitli kanun hükümlerinde yer verilmektedir. Bir tanımlama yapmak gerekirse; sulh, tarafların karşılıklı anlaşma ile aralarındaki uyuşmazlığa son vermeleri demektir. Bu gibi durumlarda genellikle davacı netice-i talebinin bir kısmından feragat eder ve davalı da davacının netice-i talebinin bir kısmını kabul ederek anlaşma yaparlar. Eğer sulh mahkeme önünde veya keşif sırasında yapılmışsa yapılan sulh anlaşmasının sonuç doğurabilmesi için bunun yöntemine uygun biçiminde duruşma tutanağına veya keşif zaptına yazılıp, sulhun taraflarına imzalattırılması gerekir. Sulh anlaşması ile dava sona ereceğinden mahkemenin sulh anlaşmasını tespit etmesi ve buna uygun karar vermesi gerekir. Mahkeme önünde yapılan sulh da ilam hükmündedir. Sulh anlaşması kuşkusuz bir maddi hukuk işlemi yani bir sözleşmedir. Sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla ileri sürülmesi mümkündür.
Kadirli 1.Tapulama Mahkemesinin 1971/57 esasında kayıtlı dava dosyası içerisinde bulunan 07.06.1973 tarihli keşif tutanağına geçirilen beyanlardan davacılar miras bırakanı … ’un kendisine 361 sayılı parselde 13 dönüm yer bırakılması, … Köyündeki 143 sayılı parselden 12 dönümlük yer verilmesi koşuluyla tespite itirazdan vazgeçtiği, buna karşılık davalıların miras bırakanı …’un bunu kabul ettiği, böylece tarafların mirasbırakanlarının 361 ve 143 sayılı parseller yönünden sulh anlaşması yaptıkları, yapılan bu anlaşmanın da keşif tutanağına yöntemince yazıldığı görülmektedir. Yukarıda sözü edildiği gibi taraflar sulh anlaşmasını yerine getirmemesi halinde bunu dava yoluyla ileri sürebileceklerinden mahkemece istemin açıklanan doğrultuda değerlendirilip bir hükme varılması gerekirken sulhun şartlı yapıldığından bahisle davanın reddi doğru olmamıştır.
Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile onanması yerinde görülmediğinden davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme isteğinin kabulü ile onamaya ilişkin Dairemizin 07.07.2009 tarih 2009/7831-8532 sayılı ilamının kaldırılmasına, temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, yatırılan peşin harcın istek halinde iadesine, 31.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.