Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/5492 E. 2010/6504 K. 03.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5492
KARAR NO : 2010/6504
KARAR TARİHİ : 03.06.2010

MAHKEMESİ : Çanakkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.09.2008 gününde verilen dilekçe ile çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi davası Kadir Kapaklı vd. tarafından açılan 18.05.2009 tarihli temliken tescil istemli dava ile birleştirilerek yapılan yargılama sonucu elatmanın önlenmesi ve kal isteminin kısmen kabulüne, temliken tescil isteminin kabulüne dair verilen 02.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi elatmanın önlenmesi ve kal davasının davacıları vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar ….ve …. 156 ada 4 ve 6 parsel sayılı taşınmazların davalıların murisi ….’a ait iken …’a sattığını, 27.12.1957 tarihli senetle de taşınmazın bu kez mirasbırakanları tarafından satın alındığını, üzerine bina yapıldığını ileri sürerek temliken tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, tapu iptal tescil isteminin reddini savunmuşlar, eldeki dava ile birleştirilen davalarında da 4, 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlara elatmanın önlenmesi ve kal isteğinde bulunmuşlardır.
Mahkemece, temliken tescil isteğinin kabulüne, birleşen dava yönünden de 5 ve 7 parsel sayılı taşınmazlara davalılar Kadir ve Şerif Kapaklı’nın elatmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Hükmü, elatmanın önlenmesi isteminde bulunan birleşen davanın davacıları temyiz etmişlerdir.
Dava, Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı tapu iptali tescil, birleştirilen dava ise tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir.
Temliken tescil isteğinde bulunan davacılar 27.12.1957 tarihli senede dayanarak taşınmaz üzerine iyiniyetle bina yaptıklarını ileri sürmektedirler. Senet kapsamında olduğunu ileri sürdükleri 4 ve 6 parsel sayılı taşınmazlar 06.09.1967 tarihinde kesinleşen tapulama çalışmaları ile tespit ve tescil edilen taşınmazların imar uygulamasına alınması sonucu oluşmuşlardır. Davacılar, kadastro öncesi nedene dayanmaktadırlar. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesine göre de tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra  kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz ve dava açılamaz.
Kadastro parsellerinin sonradan imar uygulamasına alınması ve yeni parsellere dönüşmesi bu parsellere karşı ileri sürülebilecek itirazlar için yeni bir hukuki durum oluşturmaz. Diğer bir anlatımla, itirazın kadastro parselleri için yapıldığı olgusunu değiştirmeyecektir. Davacılar da kadastro öncesi nedenlere dayanarak temliken tescil isteğinde bulundukları, dava konusu taşınmazların tescilinin dayanağı olan parsellerin kadastro tutanaklarının 06.09.1967 tarihinde kesinleştiği, tapu iptali ve tescil davası da 18.05.2008 tarihinde açıldığına göre davanın re’sen gözetilmesi gereken hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddi gerekirken talebin esasına girilerek incelenmesi doğru görülmemiştir. Mahkemece temliken tescil isteğinin hak düşürücü süre yönünden reddi ile elatmanın önlenmesi ve kal isteği hakkında araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 03.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
.