YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5812
KARAR NO : 2010/6857
KARAR TARİHİ : 10.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 11.08.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 128 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında adının “…” olmasına rağmen “…” yazıldığını ileri sürerek düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Bu nedenle de tapu kayıt malikinin nüfusta kayıtlı kişi ile aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır.
Somut olayda; dava konusu 128 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 2510 sayılı Kanun uyarınca 13.04.1999 tarihinde … oğlu … adına tahsisen tescil edilmiştir. Tescilin dayanağı olan belgelerden temlik cetvelinde de malik ismi … oğlu … olarak geçmektedir. Zabıta aracılığı ile yapılan araştırmada da … ‘nın … ve … isimli iki çocuğunun bulunduğu bildirilmiştir. Nüfus müdürlüğü her ne kadar … oğlu … kaydının bulunmadığını bildirmiş ise de jandarma tahkikatı sırasında beyanı alınan … ‘nın … ve … isimli çocuklarının bulunduğunu belirtmesi karşısında bu kişinin de beyanına başvurularak ayrıca 2510 sayılı Kanuna göre yapılan tahsis işlemi sırasında kayıt maliki olan kişiye ait kimlik bilgilerinin bulunup bulunmadığının da araştırılması ve bu kanıtlar üzerinde de durulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulamsı doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 10.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.