Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/6271 E. 2010/7220 K. 17.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6271
KARAR NO : 2010/7220
KARAR TARİHİ : 17.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.01.2009 gününde verilen dilekçe ile çaplı taşınmazda yözülçümü miktarının düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_
Davacı 2 parsel sayılı taşınmazının yüzölçümünün tapudaki miktarından fazla olduğunu ileri sürerek kayıt miktarının düzeltilmesini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlar, mahkemece davacı taşınmazının yüzölçümünün gerçekte tapu kaydında gösterilenden de az olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava, çaplı taşınmazda hatalı yazılan yüzölçümü miktarının düzeltilmesi istemiyle açılmıştır.
Çapa bağlanmış taşınmaz malların yüzölçümü kural olarak çap kaydının uygulanması ile belirlenir. Ancak, taşınmazın kadastro tespiti sırasında veya sonradan yapılan işlemler nedeniyle ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar ve bundan kaynaklanan yüzölçümü hatası varsa bunun düzeltmesi 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesine göre re’sen veya ilgilinin müracaatı üzerine kadastro müdürlüğünce yapılabilir. Kadastro müdürlüğünün yaptığı işlem üzerine bu işlemin iptali için de sulh mahkemelerinde dava açılma olanağı vardır.
Somut olayda ise; davacı taşınmazına davalı tarafından elatıldığı iddiasıyla elatmanın önlenmesi davası açmış bu davanın yargılaması sırasında ise taşınmazın kayıt ve çap miktarının farklı olduğunun saptanması üzerine dava açılmak üzere süre verilmiştir. Mahkemece yapılan keşifte davacı ve davalıya ait taşınmazlar arasında tersimat hatasının bulunduğu saptanmış mahkeme de tersimat hatasını nazara alarak yazılı gerekçelerle davayı reddetmiştir. Bir davada olayları anlatmak tarafların hukuki nitelemeyi yapmak ise mahkemenin görevidir. Dayanılan vakıalara göre dava tersimat hatasının ve buna bağlı olarak da yüzölçümü miktarının düzeltilmesi istemine ilişkindir. Bu durumda da yukarıda da değinildiği gibi ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar ve sınırlandırılma hatalarının düzeltilmesi için öncelikle kadastro müdürlüğüne başvurmak gerekmektedir. Davacı tarafından anılan yasanın 41.maddesine dayanılarak işlem yapılmak üzere kadastro müdürlüğüne başvurulmamış, doğrudan mahkemede dava açılmıştır. Yasada öngörülen işlem basamakları yerine getirilmeden doğrudan açılan davanın dinlenme olanağı yoktur. Mahkemece, açıklanan bu hususlar ve HUMK’nun 7. maddesi hükmü gözetilerek idari makamın görevine giren bir iş kendisine arz olunduğundan davanın yargı yeri nedeniyle reddi gerekirken değişik gerekçelerle reddi doğru görülmemiş ancak verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının gerekçesi değiştirilerek hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının, gerekçesi DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 17.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.