Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/6304 E. 2010/7570 K. 01.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6304
KARAR NO : 2010/7570
KARAR TARİHİ : 01.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.07.2006 gününde verilen dilekçe ile mera komisyon kararının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacının köy tüzel kişiliğine karşı davasının kabulüne, … il mera komisyonuna karşı açılan davanın husumetten reddine dair verilen 16.06.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 23.06.2006 tarihli mera komisyon kararının iptali istemi ile açılmıştır.
Mahkemece, mera kapsamına alınan ve zeytinlik niteliğinde bulunan 9, 179, 180 ve 1408 parseller yönünden davanın kabulüne diğer parsellere ilişkin davanın reddine dair verilen 25.12.2007 günlü hüküm tarafların temyizi üzerine davacı Hazine ve davalılardan … il mera komisyonunu yararına Dairemizce 03.07.2008 tarihinde bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacı Hazinenin … Köy Tüzel Kişiliğine karşı davasının kabulüne, … il mera komisyonuna karşı açılan davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı hazine vekili ile davalı … vekili temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Mahkeme kararında nelerin yazılacağı HUMK’nun 388.maddesinde belirtilmiştir. Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural HUMK’nun 389.maddesinde de tekrarlanmıştır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir. (HGK’nun 10.09.1991 tarih ve 281-415 ve 25.09.1991 tarih ve 355-440 sayılı kararı)
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Eldeki dava da birden fazla parsel hakkında yargılama yapılmış ilk hükümle 4 adet parsel hakkında davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bozma kararı ile hüküm tamamiyle ortadan kalkmıştır. Bu nedenle dava konusu tüm parseller hakkında bozma sonrası yeniden hüküm kurulması gerekirken sadece önceki kararda davanın reddine karar verilen parseller hakkında hüküm kurulması ve diğer parseller yönünden mahkemece verilen 25.12.2007 tarihli ve 2006/55 esas 2007/102 karar sayılı kararın bu parseller açısından kesinleştiğinden bahisle bu parsellere ilişkin yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte yazılan nedenlerle davalı … vekilinin tüm davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte yazılı nedenle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 01.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.