YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6370
KARAR NO : 2010/7171
KARAR TARİHİ : 17.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.02.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.06.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tüm parseller bakımından davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir.
Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava konusu edilen … Köyü 6, 7, 10, 18, 20, 23, 29 ve 34 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında “… kızı …” şeklindeki kayıtta geçen baba adının “…” olarak tashihi ile yazılmayan soyadının “Kaya” olarak ilavesi istenmiştir.
… Köyü 299, 500, 501, 515, 517 ve 519 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında ise; “… kızı …” şeklindeki kaydın “… kızı …” olarak tashihi istenmiştir.
… Köyü 299 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde; dava konusu parselin davacı adına kayıtlı olmadığı, “… oğlu … ” adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda … Köyü 299 parsel sayılı taşınmaz bakımından davanın reddi gerekmektedir.
Diğer dava konusu edilen parseller bakımından ise; mahkemece yukarıda değinilen araştırmaların büyük bir kısmının yapıldığı anlaşılmış ise de mahkemece yapılan araştırmalar hüküm kurmaya yeterli değildir. Tapu kaydında isim tashihi davalarında en önemli husus mülkiyet aktarımına neden olunmamasıdır. Mülkiyet nakline sebebiyet verilmemesi için mahkemece taşınmazların başında keşif yapılarak tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri dinlenmeli, kullanıma ilişkin tereddütler giderilerek hak iddiasında bulunan şahısların bulunup bulunmadığı saptandıktan sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.
Karar, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.