YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6414
KARAR NO : 2010/7131
KARAR TARİHİ : 15.06.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.09.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.11.2008 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalılar temyiz etmişlerdir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davalıların diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Türk Medeni Kanununun 683. maddesi; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece kurulacak hükümde zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan keşfe uzman kadastro elemanı götürülmemiş ve yıkıma tabi tutulacak ahırın ölçekli krokide boyutlandırılarak krokisi düzenlenmemiştir. Hükmün infazı sırasında yeni bazı uyuşmazlıklar doğuracak şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Bu nedenle, konunun uzmanı fen bilirkişinin de katılımı ile yeniden keşif yapılarak, kal’ine karar verilen ahırın yer ve miktarını gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Mahkemece, bu saptama bir yana bırakılarak eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 15.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.