YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6785
KARAR NO : 2010/7751
KARAR TARİHİ : 05.07.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.10.2007 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine ve temlik sözleşmesine dayalı olarak tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.05.2009 günlü hükmün temyizi üzerine temyiz talebinin reddine dair 15.02.2010 günlü ek kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava; Zeytinburnu 1. Noterliğinin 18.05.2007 tarihli ve 16510 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ve Bakırköy 33. Noterliğinin 01.10.2007 tarihli ve 52804 yevmiye numaralı gayrimenkul temlik sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, 29.06.2009 tarihinde Tebligat Kanununun 35. maddesi gereğince davalıya tebliğ edilmiş ve 15.02.2010 tarihinde de temyiz edilmiştir. Mahkemece, 15.02.2010 tarihli 2007/424 E. 2009/224 K. sayılı ek kararı ile yasal temyiz süresinde temyiz talebinde bulunulmadığından temyiz istemi reddedilmiş; bu ikinci hüküm ise yasal süre içersinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda; yargılama sırasında davalıya Tebligat Kanununun 35. maddesine göre yapılan tebligat usul ve yasaya uygun yapılmamıştır. Zira, 35. maddeye göre davalıya duruşma gününün 18.05.2007 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde davalı vekili … ’ın “…. Caddesi …” adresine, 17.11.2008 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Satış vaadi sözleşmesindeki vekilin adresine yapılan tebligat, davalı adresine yapılmış olarak kabul edilemez.
Mahkeme kararının daha sonra, 18.05.2007 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanak vekaletnamede davalıya ait “Kaptan Arif, Tonozlu Sokak, No:30, Daire:15 Kadıköy” adresine Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebligat yapılması baştan tebligat yöntemine uyulmayarak davalıya yapılan tebligatı geçerli hale getirmeyeceği gibi kararın 35. maddeye göre bu şekli ile de tebliği usule uygun olmadığından hükmün kesinleştirilmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece usul ve yasaya uygun şekilde mahkeme kararı tebliğ edilmiş gibi davalının temyiz isteminin süresinde olmadığı gerekçesi ile reddi doğru olmadığından yerel mahkemenin 15.02.2010 tarihli ve 2007/424 E. 2009/224 K. sayılı ek kararının kaldırılmasına karar verilerek, 22.05.2009 tarihli 2007/424 E. 2009/224 K. sayılı ilamın temyiz incelemesine geçildi;
Bilindiği gibi savunma hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36.maddesi ile güvence altına alınmış olup, HUMK’nun 73. maddesinde de ayrıca düzenlenmiştir. Hâkim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hâkim Anayasa ile güvence altına alınan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda da ayrıca düzenlenmiş bulunan iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya çağırmak zorundadır. HUMK’nun 73. maddesine aykırı bir şekilde yapılıp sonuçlandırılan yargılamaya dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkemenin 22.05.2009 tarih 2007/424 esas 2009/224 karar sayılı kararının BOZULMASINA, sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 05.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.