Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/6822 E. 2010/7771 K. 05.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6822
KARAR NO : 2010/7771
KARAR TARİHİ : 05.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22.10.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen 21.10.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, 07.02.1989 tarihli satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılardan …, …, … ve … davaya cevap vermemiştir, diğer davalılar davanın reddini savunmuştur.
Davalılardan … birleşen davasında, satış vaadi sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin ödenmediğini, bu nedenle sözleşmenin feshini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar …., …, …, … temyiz etmiş, temyiz eden davalılardan … ve … temyiz isteminden vazgeçmiştir.
1-Davalılar … ve … 08.03.2010 tarihli dilekçesi ile temyizden feragat etmiş oldukları anlaşılmış olmakla, temyiz dilekçelerinin reddine,
2-Davalı … ile birleşen davanın davacısı davalı …’ın temyiz itirazlarına gelince;
a) Davada dayanılan 07.02.1989 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu özelliğinden dolayı borçlunun Borçlar Kanununun 101.maddesi uyarınca temerrüde düşürülmesi, 106.maddede sayılan seçimlik hakları bu arada fesih hakkının borçluya bir mehil tayin edildikten sonra kullanılması gerekir. Eldeki davada davalı … tarafından sözleşmede ödenmesi kararlaştırılan bedelin ödenmediği iddiasıyla borcun ifa edilmesi için karşı tarafa bir mehil verdiğine ilişkin iddiası ve delili yoktur. Böyle olunca, birleşen davanın reddedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı ve davacı …’ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
b) 07.02.1989 günlü sözleşmede davalılar mirasbırakanı …’un satış vaadinde bulunduğu taşınmaz “…’tan annesi …’a kalan hisseden kendisine düşen hisse” olarak tanımlanmıştır. Kısaca satış vaadinin konusu … ’a mirasbırakanı İbrahim’den annesi …’a intikal edecek hisseden kendisine düşen hissedir. Mahkemece, bu payın saptanarak davacı adına hükmen tescili yerine, davalılar mirasbırakanı … , ….’den gelen tüm hisseyi davacıya satış vaadinde bulunmuş gibi 17/96 payın davacı adına tescili doğru olmamıştır.
Karar, açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Kabule göre de;
Sözleşmede satış bedeli otuzaltımilyon lira olarak kararlaştırılmış, bunun onbeşmilyon lirası peşin ödenmiş, kalan tutarın sözleşmede öngörülen vadelerde ödenmesi hükme bağlanmıştır. Bir kısım davalılar, satış bedelinden kalanı ödenmediğini savunduğuna göre, tüm bedelin ödendiğini kanıtlama görevi davacıya düşer. Davacı bu hususta yöntemince delil bildirmediğinden Borçlar Kanununun 81.maddesi hükmüne göre davacının tescil talebinde bulunması, kalan bedelin davalılara ödenmek üzere depo edilmesi koşuluna bağlıdır. Ancak, burada kalan bedel miktarının aynen depo ettirilmesi sözleşmedeki yarar-zarar dengesini vaat borçlusu aleyhine bozacağından, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca bedelin bilirkişiye dava tarihinde ulaştığı değer bulunarak depo ettirilmesi gerekir. Mahkemece, yapılan bu saptama da bir yana bırakılarak kalan bedelin aynen depo ettirilmesi suretiyle istemin hüküm altına alınması da bu konudaki Dairemizin ötedenberi uygulamasına uygun düşmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalılar … ve …’ın temyiz dilekçelerinin REDDİNE, 2/a bendinde yazılı nedenlerle davalı/birleşen davanın davacısı …’ın diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2/b bendinde yazılan sebeplerle temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 05.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.