Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/6881 E. 2010/7708 K. 05.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6881
KARAR NO : 2010/7708
KARAR TARİHİ : 05.07.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.07.2009 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi, kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.01.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı köy tüzel kişiliği, davalıların köy merasına bina yaparak elattıklarını belirterek elatmalarının yıkım suretiyle giderilmesini istemiştir.
Davalılardan … davaya konu yapıyı kendisinin yapmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, davalı … yapıyı kendisinin yaptığını beyan etmiştir.
Mahkemece, davalı …, hakkındaki dava reddedilmiş, davalı … hakkındaki dava kabul edilerek, fen bilirkişisinin 25.01.2010 havale tarihli raporunda yeşil renkle gösterilen 37,88 m²’lik tapulama harici yere müdahalesinin önlenmesine ve inşaat bilirkişisinin 16.12.2009 tarihli raporunda belirtildiği tecavüze konu 37,88 m²’lik yerde bulunan sundurma ve ahşap çardağın yıkılmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlık 25.01.2010 havale tarihli bilirkişi krokisinde yeşil renkle gösterilen 37,88 m² yüzölçümündeki, üzerinde davalı tarafından yapılan sundurma ve ahşap çardak olan taşınmaz bölümüne ilişkindir. Davacı, bu yerin mera olduğunu iddia etmiş, mahkemece de uyuşmazlık konusu yer tescil harici yer olarak kabul edilmiştir.
Taşınmazın mahkemece saptanan bu niteliğine göre öncelikle tescil harici bırakılan yerlerin yasalar karşısındaki durumunun incelenmesi gerekmektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C. maddesi hükmü uyarınca tescil harici bırakılan yerlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve mülkiyetinin Hazineye ait olacağında kuşku yoktur. Görülüyor ki; aksi davacı tarafından ispat edilemediğinden kural olarak mülkiyeti Hazineye ait olan ve bilirkişi krokisinde yeşil renk ile gösterilen bölümün devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeni ile bu tür bir yer için köy tüzel kişiliği değil ancak Hazinenin dava açması mümkündür. Kısaca ifade etmek gerekirse davacı köy tüzel kişiliğinin Hazineye ait olan bir taşınmaz hakkında dava açma konusunda aktif dava ehliyeti yoktur.
Mahkemece ortaya çıkan bu durum gözetilmek suretiyle davanın aktif dava ehliyeti (husumet) yokluğu nedeniyle reddi yerine istemin esastan incelenerek hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.