YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7045
KARAR NO : 2010/8085
KARAR TARİHİ : 12.07.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar tarafından, davalı aleyhine 27.08.2009 gününde verilen dilekçe ile tapuda vakıf şerhinin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … İdaresi vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 159 parsel sayılı 325 m2 arsa cinsli taşınmazda 22.01.1996 tarihinde satış suretiyle paydaş malik olduklarını, 16.09.2008 tarihinde tapuya konulan “…”ndan şerhinin tapudan iptalini istemiştir.
Davalı vekili, vakıf şerhinin İdare Mahkemesinin 2005/881 – 480 sayılı kesinleşmiş kararına dayandığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Vakıflar İdaresinin cevabi yazısına ekli 15.02.2010 tarihli idari rapora göre; nizalı vakfın taviz bedeline tabi olmadığı, tedavüllü eski kayıtlar üzerinde de herhangi bir vakıf şerhi görülmediği nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … İdaresi vekili temyiz etmiştir.
27.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 18.maddesi hükmü gereğince; miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlar dışındaki icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar taviz bedeline tabidir. Yasanın 3.maddesinde yapılan tanıma göre de, mukataalı vakıf; zemini vakfa üzerindeki yapı ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını, icareteynli vakıf ise; değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazlarını ifade eder. Hal böyle olunca somut uyuşmazlığın çözümü için, kayda işlenen vakfın mukataalı veya icareteynli vakıflardan olup olmadığının veya miri arazilerde mukataalı hayrata tahsis edilmeyen ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekir.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu ayrı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığının keşfen incelenmesi, taşınmazın konumunun düzenlenecek paftada kadim köy ve kasaba ya da şehirlere göre haritasında işaret edilmesi, vakfın niteliği hakkında bu belirlemeden sonra görüş bildirilmesi zorunludur.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin vakıf şerhinin doğrudan kaldırılması gerekip gerekmediğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır.
Hal böyle olunca vakıflara ait tapu kaydı ilk tesisinden itibaren getirtilmeli, vakıf durumunu gösterir kayıtlar ve dayanılan diğer belgeler merciinden istenmeli, Vakıflar Genel Müdürlüğünden kayda işaret edilmiş vakfın türü hakkında bilgi alınmalı, dava konusu taşınmazın kadastro tutanakları ve revizyon kayıtları de getirtilerek ve HUMK’nun 275. maddesi uyarınca yukarıdan beri sayılan ilkeleri kapsar biçimde bilirkişi görüşüne başvurularak sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Somut olayda; mahkemece bu yönler üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde tesis edilen hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 12.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.