Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/7046 E. 2010/8038 K. 08.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7046
KARAR NO : 2010/8038
KARAR TARİHİ : 08.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 14.12.2009 ve 19.11.2009 gününde verilen dilekçeler ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar … ve … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, murislerine ait 415, 433, 681 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydındaki “… kızı, …”; 187, 1130 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydındaki “… kızı, …”, 280 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki “… kızı, …”; ve 421 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki “… kızı, …” olarak yazılı kayıtların, “… kızı, …” olarak düzeltilmesini istemişlerdir.
Afşin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/594 Esas sayılı birleştirme kararı verilen davasında da, davacı Elektrik Üretim A.Ş. yetki belgesine dayanarak 415 ve 433 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydındaki malik kimlik bilgilerinin düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, ismi düzeltilmesi istenen kişinin nüfus kütüklerinde kayıtlı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar … ve … vekili temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydında hatalı yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir. Bu tür davalar ile, hatalı veya eksik yazılan Tapu Sicil Tüzüğünün 25. maddesi uyarınca tapu kütüğünde bulunması zorunlu olan isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin nüfus kayıtları ile uyumlu hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Bu nedenle, tapu kayıt malikinin nüfusa kayıtlı bulunması zorunluluktur. 29.04.2006 tarihinde yürürlüğe giren 25.04.2006 tarih ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun amacı 1.maddesinde de vurgulandığı gibi, kişinin doğumundan ölümüne kadar kişisel ve medeni durumuna, uyrukluğuna ve bunlarda meydana gelebilecek değişikliklere ait doğal ve hukuki olayların belirlenip saptanması ve bu amaçla düzenlenmiş kütüklere yazılmasıdır. Anılan yasanın 31/4. maddesinde de “Ölenin kaydı yok ise yapılacak soruşturma sonunda Türk Vatandaşlığı ve ailesi tespit edildiği takdirde doğum tutanağı düzenlenerek aile kütüğüne önce doğum, sonra ölüm olayı işlenir.” hükmü düzenlenmiştir. Yine, Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesinde de benzer düzenleme bulunmaktadır.
Somut olayda, davacılar 187, 280, 415, 421, 433, 681 ve 1130 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıt malikinin kimlik bilgilerinin “… kızı, …” olarak düzeltilmesini istemişlerdir. Taşınmazlar senetsizden ve vergi kaydı bulunmaksızın malik adına tespit ve tescil edilmiştir. Dosya arasına alınan Afşin Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/907 Esas ve 2009/222 Karar sayılı “…’ın” ölümünün ve baba adının tespiti istemli davada, nüfus kaydı bulunmayan “…’ın” nüfusa kaydedilmeden 1976 yılında öldüğü ve baba adının “…” olduğunun tespitine karar verilmiştir. Yine Afşin Sulh Hukuk mahkemesi’nin 2009/255-402 sayılı veraset belgesi istemli davada, nüfus kaydı bulunmayan “Emine Sağınak’a” ait veraset belgesi verilmiştir. Tapuda kaydı düzeltilmesi istenilen davacıların murisi “…’ın” nüfusa kayıtlı olmadığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu nedenle, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu 31. ile Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddeleri uyarınca, kaydı düzeltilmesi istenen “… kızı, …k”ın doğum ve ölüm kaydının nüfus kütüğüne işlenmesi için davacılara süre verilmelidir. Nüfusa kaydı sağlandıktan sonra, tapu ve nüfus kayıtları arasında bağlantı ve tutarlılık bulunduğunda davanın kabulüne, aksi halde davanın reddine karar verilmesi yerine, nüfus kaydı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de, Afşin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/594 Esas ve 2010/53 Karar sayılı birleştirme kararı verilen dava ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 08.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.