Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/7170 E. 2010/7686 K. 05.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7170
KARAR NO : 2010/7686
KARAR TARİHİ : 05.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 15.04.2009 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.11.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 61, 125, 75, 63, 41, 22, 19, 8 ve 35 parsel sayılı taşınmazlarda murisi babasının tapuda “… oğlu …” yazılı soyisminin nüfus kaydına uygun olarak “… oğlu …” şeklinde düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı idare temsilcisi temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir. Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır.
Mahkemenin 23.06.2009 tarihli celsesinde dinlemiş olduğu davacı şahidi …, dava konusu taşınmazları mahallinde gördüğü takdirde daha sağlıklı beyan verebileceğini ifade etmiş olduğu gibi 09.06.2009 tarihli zabıta tutanağında beyanda bulunan köy muhtarı … 08.09.2009 tarihli celsedeki beyanındaki çelişki giderilememiş, nüfus müdürlüğü 02.11.2009 tarihli cevabi yazısında … oğlu … ve … oğlu … aynı kişiler olmamakla birlikte … oğlu … isimli bir şahıs bulunmadığı şeklindeki çelişkili cevap giderilmemiştir. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Dava konusu taşınmazlardan 22 sayılı parsel kadastro tutanağı içerisindeki açıklamada kök muris … oğlu …’ten intikalen evlatları … , … ve …’ları bıraktığı, … oğlu … ‘un 1939 yılında ölümü ile geriye mirasçı olarak tek evladı …’a kaldığı yazılı olup, bu açıklamalar davacının murisinin nüfus kayıtları ile denetlenmesi gerekir. Yine 61 ve 125 parsel sayılı taşınmazların tutanağında … oğlu … tarafından … oğlu …’a, yine 41 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağında … oğlu … tarafından … oğlu …’a satılmış olduğu beyan edilmiş olmasına rağmen bu şahıslar araştırılıp dinlenmesi gerekir. Tapulama tutanakları içeriğindeki açıklamalara uygun vergi kayıtları da getirtilerek taşınmazları iyi bilen muhtar ve yerel bilirkişiler keşfen yapılacak incelemede şahit olarak dinlenip davacının göstereceği delillerde toplandıktan sonra davacı murisi ile tapu kayıtlarında malik olarak ismi geçen kişinin aynı kişi olup olmadığı tereddüte yer vermeyecek şekilde kesin olarak saptandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve soyut nitelikteki şahit beyanlarına dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.