YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7261
KARAR NO : 2010/8137
KARAR TARİHİ : 12.07.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.10.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın davalı … yönünden kabulüne dair verilen 18.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 956 parsel numaralı taşınmazı yararına, davalılara ait 948, 950, 955 ve 960 parsel numaralı taşınmazlar üzerinden 4 metre eninde geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılardan …, davanın reddini savunmuş, diğer davalılar yargılamaya katılmamış ve savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece, davalılardan …’a ait 948 parsel numaralı taşınmaz üzerinden 05.02.2009 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde B harfi ve kırmızı renk ile gösterilen toplam 1182,01 m2’lik kısımdan davacı yararına geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3. maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; 948 parsel üzerinden tesis edilen geçit bu parseli ikiye böldüğü gibi 05.02.2009 tarihli bilirkişi raporunda geçidin eni de belirtilmemiş ve ayrıca kurulan geçit 947 parsel numaralı taşınmaza bağlanmıştır. Kesintisizlik ilkesine aykırı şekilde genel yol ile bağlantı sağlamayan şekilde geçit tesisi doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, öncelikle davalılardan … ve …’un geçit tesisi istenilen 955 ve 960 parsel numaralı taşınmazlarla ilgisi belirlenmeli, bu taşınmaz maliklerinin tümünün davada yer almaları sağlanmalı, 947 parsel numaralı taşınmazın tapu kaydı dosyaya getirtilmeli, davacının bu taşınmazın maliki olmadığı anlaşılması halinde taşınmaz maliki veya malikleri hakkında usulünce dava açılıp eldeki dava ile birleştirilmeli ve sonrasında mahallinde yeniden keşif yapılarak, taşınmaz sınırlarından geçecek şekilde tüm geçit alternatifleri tespit edilerek denetime elverişli rapor alınarak “fedakarlığın denkleştirilmesi” ve “kesintisizlik” prensibine uygun olarak geçit hakkı kurulması gerekirken, eksik inceleme ile ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesisi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi ve Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre geçit bedelinin hükümden önce yüklü taşınmaz malikine ödenmek üzere mahkeme veznesine depo edilmesi ve hükümle kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanunu’nun 748/3. maddesi uyarınca tapu sicilinin beyanlar sütununda gösterilmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde ve ayrıca geçit hakkının taşınmaz yararına kurulması yerine parsel maliki davacı yararına hüküm tesisi, ayrıca davanın niteliği gereği yargılama gideri ve yargı harcının davacı üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekirken, davalı …’dan tahsiline hükmedilmiş olması da yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 12.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.