YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7447
KARAR NO : 2010/8414
KARAR TARİHİ : 15.07.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.09.2006 ve 09.04.2007 gününde verilen dilekçeler ile intifa hakkının terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar … ve …, 5502 ada 2 parsel sayılı taşınmazda 9 ve 11, 2533 ada 15 parsel sayılı taşınmazda 26 ve 5426 ada 17 parsel sayılı taşınmazda da 17 numaralı bağımsız bölümlerde paydaş …’un … yararına diğer paydaşların zararına intifa hakkı tesis ettirdiğini ileri sürerek terkin isteğinde bulunmuştur.
Birleştirilen davada da, davacılar …, …, … ve …’da aynı nedenlerle 26 ve 9 numaralı bağımsız bölüm üzerinde tesis edilen intifa hakkının terkinini talep etmişlerdir.
Davalı …, dava konusu taşınmazlardaki payını … ‘in kendisine olan borcuna karşılık temlik aldığını, nakit sıkıntısı nedeniyle …’den aldığı borcu ödeyemediği için kendisinin de taşınmazlardaki payları üzerine intifa hakkı tesis ettirdiğini, paydaşlara da bu durumu noter aracılığı ile bildirdiğini, ancak paydaşların Türk Medeni Kanununun 700. maddesinin kendilerine tanıdığı hakkı kullanmadıkları gibi kendi payları üzerine de danışıklı olarak intifa hakkı tesis ettirdiklerini, asıl olarak davacıların kötü niyetli olduklarını savunmuştur. Davalı … ‘de bu savunmaya katılarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalılar temyiz etmiştir.
Dava, intifa hakkının terkini istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanununun 794. maddesindeki tanıma göre intifa hakkı taşınırlar, taşınmazlar hatta haklar veya bir malvarlığı üzerinde tesisi mümkün olan ve hak sahibine konusu olan şeyden yararlanma hakkı veren bir irtifak türüdür.
Taşınmaz mallar üzerinde intifa hakkı, resmi senedin düzenlenerek tapuya tescili ile, taşınırlar üzerinde ise taşınır eşya zilyetliğinin intifa hakkı sahibine geçirilmesiyle kurulur. Alacaklar üzerinde intifa hakkı ise; hakkın temliki, kıymetli evrakın teslimi suretiyle kurulabilir. (TMK.m.795)
İntifa hakkı; bir süreyle sınırlı olarak kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü veya tüzelkişi ise tüzel kişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünüyle, harap olması sebebiyle artık ondan yararlanma olanağının kalmaması durumlarında sona erer (TMK.m.796). Ayrıca, intifa hakkının danışıklı kurulduğu iddiası veya iradeyi sakatlayan nedenlerin varlığı da ileri sürülerek terkin isteğinde bulunulabilir.
Türk Medeni Kanununda müşterek mülkiyette paydaş olan kişinin intifa hakkının özelliği gereği payı üzerinde intifa hakkı kurabileceği kabul edilmiştir. Ancak paydaşa bu hak verilirken, payı üzerinde intifa hakkı kurmasının diğer paydaşların mülkiyet haklarını kullanmalarına zarar vermeyeceği öngörülmüştür. Diğer taraftan intifa hakkı ile yüklü olarak bir taşınmazın satılmasının o taşınmaz malın değerini düşüreceği de bir gerçektir. Uygulamada bazı paydaşların haklı ve geçerli bir nedeni bulunmadığı halde diğer paydaşları zarara uğratmak ve onları külfet altına sokmak için payları üzerinde intifa hakkı tesis ettikleri görülmektedir.
Somut olayda da; dava konusu bağımsız bölümlerde davalı … paydaştır. Bunlardan 15 numaralı bağımsız bölüm üzerine 24.04.2006 tarihinde, diğer bağımsız bölümler üzerinde 26.04.2004 tarihinde … lehine intifa hakkı tesis ettirmiştir. İntifa hakkı tesisinden sonra da taşınmazdaki paydaşlara noter aracılığı ile tebliğ ettirilmiştir. Taşınmazlarda paydaş olan … 9, 14 ve 26 numaralı bağımsız bölümlerdeki payı üzerine 24.05.2006 tarihinde, 11 numaralı bağımsız bölümdeki payı üzerine de 05.05.2006 tarihinde davacı … lehine intifa hakkı tesis ettirmiştir. Davacılardan … 26 numaralı bağımsız bölümdeki payı üzerine 09.06.2006 tarihinde davacı … lehine, … ise 9 ve 26 numaralı bağımsız bölümdeki payları üzerine … lehine intifa hakkı
tesis ettirmiştir. Davalı …, paydaşların intifa hakkı tesis ettirmeleri üzerine Türk Medeni Kanununun 700. maddesi uyarınca ortaklığın giderilmesi için dava açmıştır. Davalı paydaşlar ve intifa hakkı sahipleri bu davalara karşı açtıkları davalarda …’un tesis ettirdiği intifa hakkının kendilerini zararlandırmak kastıyla tesis edildiği iddiasıyla terkin isteğinde bulunmuşlar, ayrıca da diğer paydaşlara karşı dava Türk Medeni Kanununun 700. maddesi uyarınca ortaklığın giderilmesini talep etmişlerdir. Ortaklığın giderilmesi istemlerine ilişkin davadan eldeki dava tefrik edilmiştir.
Mahkemece tanıklar dinlenmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, intifa hakkının uzun süreli tesis edilmesi ve bedelin düşük gösterilmesi nedeniyle davalıların ortaklığın giderilmesi davasında diğer paydaşları külfete sokmak amacıyla hareket ettikleri kabul edilmiştir.
Ancak burada taşınmazda paydaş olan davacılar ile bu davacıların payları üzerinde intifa hakkı sahibi olan davacılar arasında görülen ve eldeki davadan tefrik edilen davaya da kısaca değinmek gerekir. O davada davacılar Türk Medeni Kanununun 700. maddesi uyarınca ortaklığın giderilmesini istemişlerdir. Anılan maddeye göre intifa hakkı tesisinden sonra diğer paydaşlardan biri intifa hakkının kurulduğunun kendisine tebliğinden itibaren 3 ay içerisinde paylaşma isteğinde bulunduğu takdirde satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı buna ilişkin paya düşecek bedel üzerinden devam eder. Davacılar kendi aralarındaki ilişkinin 700.maddeye göre tasfiyesini talep ederken davalılar yönünden de danışıklı işlem ve hakkın kötüye kullanılması iddialarında bulunmuşlardır. Hemen belirtmek gerekir ki, paydaş davacılar davalı …’un davalı … lehine intifa hakkı tesis ettirdiğini tebliğ ettirdikten hemen sonra kendi payları üzerine de intifa hakkı tesis ederek intifa hakkı sahipleri ile birlikte eldeki davaları açmışlardır. Bu arada paydaş … da diğer paydaşların tesis ettirdikleri intifa hakkı nedeniyle Türk Medeni Kanununun 700. maddesindeki hakkını kullanmıştır.
Taraflar arasındaki ilişki bu şekilde açıklandıktan sonra yeniden somut olaya döndüğümüzde; tarafların taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi konusunda iradelerinin birleştiği açıktır. Davalı …’un borcunu ödemek amacıyla diğer davalı lehine intifa hakkı tesis ettirdiği, diğer bir anlatımla ifa yerine edim şeklinde borcunu ödediği hususunun aksi kanıtlanamamıştır. Paydaşların tamamının payları üzerinde intifa hakkı mevcut olup davalıların mevcut delil durumuna göre diğer paydaşları ve intifa hakkı sahiplerini ortaklığın giderilmesi davasında külfete sokma iradesi ile hareket ettiklerine dair yeterli kanıtta mevcut değildir. Bir başka anlatımla, davalıların Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde tanımlanan hakkın kötüye kullanılması hükmüne aykırı hareket ettikleri kanıtlanamamıştır.
Mahkemece açıklanan tüm bu hususlar gözardı edilerek aksine düşüncelerle davanın reddi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 15.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.