Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/7466 E. 2010/8430 K. 15.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7466
KARAR NO : 2010/8430
KARAR TARİHİ : 15.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.12.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgisi düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 158 ada 2 parsel sayılı taşınmaz maliki “… oğlu …”un nüfusta “… oğlu …” olarak kayıtlı olduğunu ileri sürerek tapu kaydındaki isminin düzeltilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava konusu taşınmaz 1967 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 1941 tarihli 198/213 sayılı vergi kaydı ile … adına kayıtlı olduğu, …’un 1942 yılında öldüğü belirtilmek suretiyle … oğlu … adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı … oğlu …’un … oğlu … olduğunu ileri sürmektedir.
Mahkemece nüfus kayıtları incelenmiş, … oğlu …’un kaydına rastlanmadığı, 1867 doğumlu … oğlu …’nın nüfusta kayıtlı olduğu saptanmıştır. Zabıta aracılığı ile yapılan araştırmada … ve …’u tanıyan kimsenin bulunmadığı anlaşılmış, dinlenen tanıklar ise taşınmazın …’ya ait olduğunu beyan etmişlerdir. Tüm bu kanıtlar doğrultusunda da dava kabul edilmiştir.
Yukarıda da açıklandığı gibi, tapuda isim düzeltme yolu ile mülkiyet nakline sebebiyet vermemek gerekir. Davadaki istem ile kayıt malikinin tüm bilgileri değişmektedir. Dosyadaki kanıtlar bu değişiklik için tam bir kanaat oluşturmamaktadır. Mahkemece kadastro tespitine dayanak kayıtlar da getirtilerek varsa tutanak bilirkişileri de dinlenmek suretiyle taşınmaz başında keşif yapılarak varılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerektiğinden eksik araştırma ve incelemeye dayalı kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.7.2010 tarihinde oybirilği ile karar verildi.