YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7467
KARAR NO : 2010/8273
KARAR TARİHİ : 13.07.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.12.2009 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 31.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı maliki olduğu 1559 sayılı taşınmazını, davalının yol olarak kullandığını ve ayrıca evine yakın olarak yapmış olduğu ahırın pis sularının ve kokusunun rahatsız edici boyutta olduğunu belirterek elatmasının önlenmesini, ahırın kaldırılmasını ve hayvan pisliklerini ve suları bırakmaması konusunda çıkarttığı muarazanın giderilmesini istemiştir.
Davalı, yolu birlikte kullandıklarını ve ahırının da davacı taşınmazından alçakta olduğunu, sularının davacıya gitmesinin mümkün olmadığını, hatta davacının ahırının kendisine zarar verdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme tarafından verilen kısmen kabul kararı taraflarca temyiz edilmiş, davacı temyizinin kabulü ile davacı parseline yol olarak kullanılan kısım hakkında elatmanın önlenmesi kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle Dairemizce bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmuş ve yol olarak kullanılan kısma elatmanın önlenmesi ve komşuluk hukukuna ilişkin karar kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir. (Hukuk Genel Kurulunun 10.9.1991 tarihli ve 281-415 ve 25.9.1991 tarihli ve 355-440 sayılı kararları)
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden, hükmün diğer yönlerinin kesinleşmiş olduğundan bahisle “aynı konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatarına geri verilmesine, 13.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.