YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7550
KARAR NO : 2010/8367
KARAR TARİHİ : 15.07.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 10.09.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 07.04.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava Türk Medeni Kanununun 1027. maddesi uyarınca tapuda kayıt düzeltilmesi istemine ilişkindir
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davacı, davaya konu 365 ada 40 parsel sayılı taşınmaz kaydında murisinin “… oğlu …” şeklinde yazılı olan kimlik bilgisinin “… oğlu … ” olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece davacının babası … oğlu …’nun 1956 yılında vefat ettiği kadastro çalışmalarının yapıldığı yıl olan 1978 tarihinde taşınmaza zilyet olamayacağı, kadastro tespit bilirkişilerinin de dava tarihinden önce ölmesi nedeniyle beyanlarına başvurulamayacağı ve bu haliyle dava ispat edilmediğinden bahisle dava reddolunmuştur.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Kaydında düzeltme talep edilen 365 ada 40 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının edinme sebebi bölümünde “tapusuz olan yerlerden olup 30 seneyi aşan bir süreden beri … adlı şahsın zilyet ve tasarrufunda olduğunun” belirtildiği görülmüştür. Mahallinde yapılan araştırma sonucunda bu isimde bir kişinin bulunmadığı, davacının dedesinin isminin de Mevlüt olduğu, davacının murisinin nüfus kayıtları ile tapulama tutanağındaki tespite ilişkin bilgiler arasında bağlantı sağlayacak herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Bu durumda mahkemece, taşınmaz başında keşif yapılarak, taşınmazı ve müşterek maliklerini bilen tanıklar ve mahalli bilirkişiler dinlenmeli, tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 15.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.