YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7733
KARAR NO : 2010/9052
KARAR TARİHİ : 23.09.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.10.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, dava konusu … ada … parsel sayılı taşınmazın öncesinin mer’a olduğunu, zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile mer’a olarak sınırlandırılarak özel sicili yazılmasını istemiştir.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın mer’a niteliğinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, çekişme konusu taşınmazların evveliyatının mer’a olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve mer’a olarak sınırlandırılması istemine ilişkindir.
25.02.2009 tarihinde kabul edilerek 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3. fıkrasına ekleme yapılmıştır. Anılan hüküm, “bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” şeklindedir.
Diğer taraftan, 5841 Sayılı Kanununun 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Kadastro Kanununa geçici 10. madde eklenmiştir. Bu madde ise “bu kanunun 12. maddesinin 3.fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” kuralını getirmiştir.
2010/7733-9052
Somut olayda, çekişme konusu … ada … parsel sayılı taşınmaz 14.09.1991 tarihinde kadastro nedeni ile davalıların murisi adına kayıtlıdır. Davacı, taşınmazın kadim mer’a olduğu iddiası ile 10.10.2003 tarihinde dava açmıştır. Görülüyor ki, davanın açıldığı tarih itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Bu nedenle, Mahkemece, 121 ada 7 parsel sayılı taşınmaza yönelik istemin, taşınmazın tescili ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile reddi yerine, taşınmazın mer’a olmadığı gerekçesi ile reddi doğru görülmemiş ise de, sonucu itibariyle doğru bulunduğundan, HUMK’nun 438/IX maddesi uyarınca hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, hükmün gerekçesinin DEĞİŞTİRİLMİŞ ve DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA, 23.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.