Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/8039 E. 2010/9532 K. 30.09.2010 T.
Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 08:20
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8039
KARAR NO : 2010/9532
KARAR TARİHİ : 30.09.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 13.03.2009 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.03.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, ..., ... ve ... sayılı parsellerde Kadastro Müdürlüğünün 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesi uyarınca yaptığı düzeltme işlemi ile taşınmazların yüzölçümünün azaltıldığını ileri sürerek işlemin iptalini istemiştir.
Yargılamaya katılan bir kısım davalılar taşınmazı kullanmadıklarını, açılan davayı kabul ettiklerini, fazlalık var ise Hazinenin alabileceğini beyan etmişlerdir.
Mahkemece, bir kısım davalıların davayı kabul ettikleri belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı ... temyiz etmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir.
5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile yapılan değişiklikten sonra anılan madde;
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir.
2010/8039 - 9532
Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine Kadastro Müdürlükleri yetkilidir” şeklinde düzenlenmiştir.
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanununun 719. ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisi kapsamı ile değer verilir. Harita ve krokiden diğer bir ifade ile mülkiyet hakkının kapsamından maksat sınır çizgileri değil haritanın gerçek ölçü değerleridir. 41. madde ile mülkiyet hakkının yatay kapsamının belirlenmesi ve taşınmazı komşu taşınmazlardan ayıran, ferdileştirilmesini sağlayan harita ve planlarda yapılan ölçü, sınırlandırma, tersimat veya hesaplama hatalarının düzeltilmesi amaçlanmıştır. Yapılacak düzeltme ile mülkiyet aktarımına neden olunmamaktadır. Kuşkusuz, mülkiyet aktarımına neden olan hatalar için çözüm açılacak tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kadastro müdürlüğünün re’sen veya ilgililerin başvurusu üzerine yapacağı açıklanan düzeltme işlemlerini ilgililere tebliğinden sonra, ilgililerin sulh hukuk mahkemesine 30 gün içinde açacakları davada, düzeltme işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek işlemin iptali istenebilir. Düzeltme işleminin kadastro müdürlüğünce re’sen yapıldığı durumlarda müdürlüğe karşı da dava yöneltilmelidir.
Somut olayda; 979, 980 ve 981 parsel sayılı taşınmazların 1968 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında tespit harici bırakıldığı, 1994 yılında kadastro parseli haline geldiği, ancak, bu taşınmazların sınırlarında yer alan davalılara ait taşınmazların 1968 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tersimat hatası yapıldığı belirtilerek bu hatanın ve buna bağlı olarakta davacıya ait taşınmazlarda meydana gelen tersimat hatasının düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle kadastro müdürlüğü tarafından anılan 41. madde uyarınca düzeltme işlemi yapılmıştır.
Yukarıda da açıklandığı gibi 41. madde uyarınca yapılan düzeltme işlemlerinde taşınmazların orjinal ölçü değerlerinin esas alınması gerekmektedir. İşlemin denetlenebilmesi için de taşınmaz başında keşif yapılmalı, fiili kullanım durumları ve orjinal ölçü değerleri karşılaştırılmalı,
2010/8039 - 9532
tersimat hatası yapılmış ise düzeltme ile bu hatanın giderilip giderilmediği alınacak gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu ile saptanmalıdır. Mahkemece taşınmaz başında keşif yapılmadan bir kısım taşınmaz maliklerinin kabul beyanları ile sonuca gidilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; düzeltme işlemi bir çok taşınmazı etkilemekte olup, dava arkadaşı konumundaki birkaç kişinin kabul beyanı işlemin denetlenmesini davanın niteliği gereği engellemez. Kaldı ki; davalıların beyanları da nazara alındığında bunun HUMK'nun 92. maddesi anlamında bir kabul olarak değerlendirilmesi olanaklı değildir.
Mahkemece tüm bu yönler gözardı edilerek işlemin denetimi sağlanmadan eksik inceleme ve araştırma ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 30.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.