Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/8083 E. 2010/9508 K. 30.09.2010 T.
Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 08:34
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8083
KARAR NO : 2010/9508
KARAR TARİHİ : 30.09.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.08.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yol olarak sınırlandırma, müdahalenin men'i ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, davalıların maliki olduğu 156 ada 1 sayılı parsel içindeki bölümün kadim yol olduğunu, davalılar adına olan kaydın iptali ile yol olarak terkinini, bu bölümlere elatmanın önlenmesini ve tel çitin kaldırılmasını istemiştir.
Davalılardan ..., taşınmazın yol olmadığını, davanın reddini savunmuş, diğer davalı savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, bilirkişinin 17.04.2009 tarihli rapor ve krokisinde A ve B harfi ile gösterilen yerlere ait davalıların tapu kaydının iptali ile bu yerlerin yol olarak terkinine, davalıların elatmasının önlenmesine, tel örgü ve ağaçların kal’ine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; çekişme konusu taşınmazın kadastro tespitinin 31.07.1992 tarihinde yapılarak kesinleştiği, eldeki davanın ise 17.08.2007 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
25.02.2009 tarihinde kabul edilerek 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3.fıkrasına ekleme yapılmıştır. Anılan hüküm, “bu hüküm iddia ve
2010/8083 - 9508
taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” şeklindedir.
Diğer taraftan, 5841 Sayılı Kanununun 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Kadastro Kanununa geçici 10. madde eklenmiştir. Bu madde ise “bu kanunun 12. maddesinin 3.fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” kuralını getirmiştir.
Kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında Kadastro Kanununun değişik 12. maddesinde sözü edilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken çekişmenin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 30.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.